A+ A-

Sporda Beyin Temelli Öğrenme Modeli

Öğrenmenin beyinde nasıl meydana geldiğini sinirbilim ilkeleri ile açıklayan modele beyin temelli öğrenme modeli diyoruz. Bu model, öğrenme için beynin yapısal ve işleyişsel özelliklerini kullanmayı amaçlar. Böylelikle daha etkin öğrenme ve öğretme yöntemleri geliştirilebilir. Renata ve Goeffrey Caine tarafından tanımlanan öğrenme kuramıdır. İnsan beyni birçok işlemi aynı anda yapabilir. Öğrenme, düşünme, duygular gibi birçok farklı işlem aynı anda yerine getirilebilir. Öğrenme fizyolojik bir olaydır. Vücudumuzdaki diğer sistemler gibi beyin de fizyolojik kurallara göre çalışır. Bu nedenle sporcuların; genel sağlık, beslenme ve ilaç kullanımı gibi etkenlerine özellikle de dikkat etmeleri, bu faktörlerin öğrenmeyi etkilemesi bakımından önemlidir. 
İnsan beyni, kendisine ulaşan verilere anlam yüklemeye onları anlamlandırmaya çalışır. Böylelikle insan, yaşadığı çevreye uyum sağlayabilir. Anlam yükleme, örüntüleme yoluyla olur. Örüntüleme, herhangi bir olay yahut şekiller dizgesinde, insan mantığının yakalayabileceği bir düzen ve tekrarı ifade etmek için kullanılır. Beyin anlamlandırmayı yapabilmek için, bilgileri ilişkilendirir. Duygular örüntüleme de önemli bir yer tutar. Olumlu duygusal ortam öğrenme için pozitif etki sağlar. Öğrenme sırasındaki duygusal yoğunluk öğrenilen bilginin kaydedilmesinde ikinci bir örüntü sağlayabilir. Bu da daha kalıcı bir öğrenme demektir. Duygusal zekâ kavramının da bu konuyla yakından alakası olduğunu düşünebiliriz. İşlem yapabilme hızı ve kıvraklığı anlamındaki bildiğimiz zekâ ile duygusal zekanın farkı sportif hareketleri öğrenmede de önemli rol oynayabildiğini söyleyebiliriz.
Beyin parçaları ve bütünü aynı anda algılar. Beyin, eşzamanlı düşünme becerisine sahiptir. Bu yolla parça-bütün, neden-sonuç, analiz gibi çok yönlü düşünme becerilerine sahiptir. Öğrenme hem doğrudan hem de ikincil uyarıcılardan algılanan bilgileri işler. Beyin doğrudan odaklandığı uyaranlarla birlikte ikincil uyaranları da algılar. Hedef olmayan, odaklanılmayan zayıf uyaranlar da fark edilir. Öğrenme bilinçli ve bilinçsiz süreçlerle gerçekleşir. Bilinçli olarak öğrendiğimiz şeylerin yanında, istemeden-farkında olmadan da bir şeyler öğreniriz. Farkında olmadan bilinç dışımız da kayıt yapar. 
Öğrenmede bellek kaydı iki yolla olur. Yaşantıların görsel-uzaysal kaydedilmesi ve somut olmayan sistematik bilgilerin edinilmesi. Bilgiler görsel olarak kaydedilirse (uzaysal hafıza) daha kalıcı olur. Öğrenme için dengeli zorlanma olumlu etki yapar. Her beyin özeldir, hiçbir beyin diğerine benzemez. Beyin fizyolojik kurallara göre canlılığını sürdürür. Bu nedenle yapısal (genetik) ve çevresel etkenlerden etkilenir. Yani her beyin farklıdır. Her çocuk da farklı öğrenir.
Öğrenme, algılamanın ilk bölümü sonrasında beyinde gerçekleşir. Uyaranın (bilgi) bilinçli olarak algılanması, anlamlandırılması ve kaydedilmesi süreçleri (bellek) beyin hücrelerince (nöronlar) gerçekleştirilir. Öğrenme sürecinde duyu organlarından alınan uyarılar sinir hücrelerine (nöronlara) geldiklerinde, öncelikle nöronda uyarılma oluştururlar. Bu uyarılma, ilgili nöronlar arasında sinaptik aktiviteyi (bilgi alışverişini) arttırır. Öğrenme; hücresel düzeyde, nöronlar arasında ilişki kurulması yani sinaps oluşumu ile gerçekleşir. Uyaranlar, (bilgi) bu bağlantılar yoluyla nöronlar arasında transfer edilir ve öğrenme gerçekleşir. Öğrenmenin gerçekleşmesi için bilginin uzun süreli belleğe kaydı gerekir, bu kayıt için de sinapslarda bazı proteinlerin sentezi gerekir. Bu proteinler sinaptik bağlantıların kalıcı hale gelmesini sağlar. Uzun süreli ve yineleyen ve belli şiddetin üzerindeki uyaran varlığında, uyarı nöronun çekirdeğine kadar ulaşır ve çekirdekte uyarılma oluşur. Nöron çekirdeğine ulaşan bu sinyallerle (uyarılar) nöronda protein sentezi gerçekleşir. Yani sinaptik protein sentezi, uyaranın nöronun çekirdeğini uyarması ile mümkündür. Günlük öğrenme pratiğinde bilginin veriliş şekli ve kalıcı öğrenme arasındaki ilişki, nöronal düzeyde bu mekanizma ile gerçekleşir. Yani bilginin yeterince güçlü verilmesi, nöronların çekirdek düzeyinde uyarılması, sinaptik protein sentezi ve kalıcı öğrenme ile sonuçlanır.
Etrafımızda olan biten olayları, gördüğümüz nesne ve biçimleri yahut etrafımızdaki çeşitli davranış biçimlerini anlamak yahut anlamlandırmak için akıl yürütme melekelerimizi kullanıyoruz. Zihnimizin önemli yeteneklerinden bir tanesi, etrafımızda olan-biten ve gözümüze çarpan her şeyi, kendisini oluşturan bileşenlere ayırmak ve bu bileşenleri ayrı ayrı inceleyerek bütünün nasıl meydana çıktığı hakkında fikir yürütme yeteneğidir. IQ testleri kişilerin işlem yapma ve hafızadaki bilgileri kullanabilme gibi “bilgisayar benzeri” yeteneklerini ölçerken, duygusal zekayı ölçen EQ, diğer insanların duygularını hissedebilme ve bu hisleri bir bilgi kaynağı olarak kullanmak suretiyle kendi davranışlarına doğru biçimde yön verebilme yeteneğini kapsar.
Eğitim sürecimizde öğrencilerimize yüklediğimiz bilgilerin neredeyse tamamı, onların doğrusal akıl yürütme sistemlerini hedeflediğinden, yaşamı ve öğrenmenin tamamını bu sistem üzerinden elde etme alışkanlığı yerleşmektedir. Diğer zihinsel özelliklerimiz zamanla köreliyor ve yaşantımızı bu şekilde sürdürüyoruz. Yaşam içerisinde çoğumuz büyük kararlarını verirken veya hayatlarını yönlendirirken, doğrusal ve ayrık bilgilerinden ziyade farkında olmasalar da örüntü algılarını kullanıyorlar; fakat bunu sistemli bir şekilde öğretemediğimiz için, bu şaşırtıcı yeteneğimizin ve onun sınırsız faydalarının keşfedilmesini tesadüflere bırakmak durumunda kalıyoruz. 
Geleceğin nesilleri, yakın zamandaki gelişimini dahi tahmin edemez hale geldiğimiz dijital teknolojilerle birlikte insan aklını aşan bir veri-malumat yığınının içine doğacaklar. Başta sinirbilimciler, eğitimciler, eğitim yöneticileri ve karar mekanizmalarına bilgi sağlayan uzman bürokrasi olmak üzere geniş bir kesimin farklı eğitim alternatiflerini tartışmaya başlaması zorunluluktur.
Eğitimde bu anlamda kapsamlı bir dönüşüm yapmak için yeni bir şeyler keşfetmek gerekmiyor. İnsanlık bilgisinin tamamen doğal örüntüleri okumaya dayandığı eski çağlardan ve ilkel topluluklardan alabileceğimiz ipuçları, modern teknolojiyle bizi inanılmaz sonuçlara götürebilir. 
Netice olarak eğitim verdiğimiz öğrencilerimizin, sporcularımızın öğretmeye çalıştığımız becerileri nasıl öğrendikleri veya öğrenemedikleri ile yakından ilişkili olan bu bilgiler yapacağımız öğretme ve antrtenman planları için bir kaynak oluşturabilir. Başarı başarısızlıklarımızda doğru sorular sorarak ve neden-sonuç ilişkilerini her yönüyle değerlendirdiğimizde bizi başarıya götüreceğine inanabiliriz..
.
Saygı ve sevgilerimle...
Dr. Öğr.Üyesi Cengiz GÜLER
 
 
Cengiz Güler, (2021) Spor Eğitiminin Felsefesi Tarihi ve Yeni Yaklaşımlar, Bağırgan Yayınevi, Ankara.
Sinan Canan, (2021) https://www.sinancanan.net/zihnimizin-gizli-hazinelerinden-bir-numune-oruntu-algisi/ (Erişim: 11 Eylül 2021)

Tüm Makalelerini Göster