A+ A-

Antrenmanda Metodoloji ve Tekniklerin Ergonomisi (Judo)


Günümüz olimpik judosunda, madalya almak en önemli şeydir. Bu maksatla tek bir atışla maç kazanmaya çalışılır. Geleneksel judo ve günümüz judosu arasındaki en önemli fark budur. Geleneksel judoda gerçek hayata çok daha yakın olan uygulamalarla egzersizler bir tatbikat havasında yapılır ve üstün olduğu yer de bu yönüdür. Bu uygulamaların atakları ve müdahaleleri gerçek mücadeleye çok yakındır. 
Judocu sadece rakibin hareketleriyle değil, tüm çevre ile uyum sağlamak zorundadır. Analizler iç ve dış yapı olarak stratejik yapılmalı, atak esnasında hiçbir şey dikkatinizden kaçmamalıdır. Kas gücüne güvenilmemeli, esneklik ve hız temel ilke olmalıdır. Sert ve esnemeyen değil yumuşak ve esneyen yapı her zaman daha uzun ömürlü olur.
Kata çalışmaları eski dövüş okullarında öğretilen felsefi bilgeliğini hala korumaktadır. “Ju no Kata”, judonun uyum ve esneklik özelliklerini ortaya koymaktadır. Üç set halinde düzenlenmiş on beş tekniği vardır. Kata akışkanlığı gösterir. Hareketler daha yavaş ve daha odaklıdır. Ataklara karşı korunmada bir denge vardır. Tutuşlar, itmeler ve ataklar gerçektir. Ancak ataklara karşı savunmada sakin bir durum söz konusudur. Savunma yapan judocun her zaman durumu kontrol altında tuttuğu hissi hakimdir.
“Koshiki no Kata” da rakipler tören tarzında teknik uygular biçimindedir. Savunma yapan judocunun derin bir iç enerji deposuna sahip olduğu gözlemlenir. Tüm atışlar minimum çabayla ve en az efor ile gerçekleştirilir. Geleneksel bir dojoda, öğrencilere bir atağı etkisiz hale getirirken güç kullanmanın en aza indirmesi öğretilir. Teknikleri uygularken esnek ve en önemlisi, derin bir içsel sakinliğe sahip olmaları gerekir. Kata uygulamalarında daha çok saldırı ve savunma durumu tatbik edilir. Eski kata çalışmalarının formatını ve tekniklerinin arkasındaki ilkeleri anladığınızda, yüzlerce yıldır var olan geleneksel stillerin mirasçıları olduğu hissine kapılabilirsiniz.
Öğrenciler, teknikleri akıcı ve zahmetsiz bir şekilde uygulayabilecek düzeye gelmeleri için teşvik edilir. Judocu çok zor şartlardayken kendini koruyacak ve savunacak seviyeye kadar çalışır. Zahmetsizce atışı yapan şey “kas” değil “denge”nin doğru kullanılmasıdır. Judo teknikleri temel fizik yasaları üzerine kuruludur. Büyük bir taşı kaldırmaya çalışırsanız başarısız olabilirsiniz. Ancak yanına daha küçük bir taş koyup ve kaldıraç için sağlam bir tahta kullandığınızda, taşı vücudunuzu zorlamadan kolayca kaldırabilirsiniz. Gücünüze güvenmek yerine, vücudu kaldıraç olarak kullanmak daha ergonomik ve mantıklıdır. 
Randori çalışmalarında judocular dengesi bozulan rakiplerini hissetmesini öğrenir ve teknik uygulayabilmek için beceri geliştir, çok fazla direnç görmeden hızlı bir şekilde düşündükleri teknikleri uygularlar. Atış teknikleri genellikle denge ile ilgili olduğundan, dengeye ne kadar ihtiyaç duyulacağı prensibine göre çalışmalar planlanır. 
Öğrenciler atma tekniklerini uygularken her iki ayağını da yere basmış olarak uygulanan atma tekniklerini, sonra da tek ayak üstünde uygulanan teknikleri, son olarak da ileri düzeydeki tekniklerde tek ayak parmakları üzerinde dengedeyden teknikleri uygulamayı öğrenmeleri eğitim basamaklaması bakımından doğru olan ergonomik yoldur.
Ayaktan yapılan atış teknikleri daha az dengede durma becerisi gerektirdiğinden ilk önce öğretilir ve atışların dayanak noktaları; eller, kalçalar ve ayaklar rakibi atmak için kaldıraç olarak kullanılır. 
El yardımı ile yapılan teknikler; hareketi uygulayanın vücudunun daha geniş bir alanını kaldıraç noktası olarak kullanılabildiği ve her iki ayağındaki dengeyi sağlayabildiği atışlarla başlar. Daha sonra çok az vücut teması ve daha gelişmiş denge formları gerektiren atışlara doğru ilerler. Kaldıraç noktası olarak omuzun kullanıldığı atış tekniklerine, “Ippon-Seoi-Nage” örnek olarak gösterilebilir. Bu temel harekete iyice öğrenildikten sonra kaldıraç olarak daha az vücut kütlesinin kullanıldığı “Tai Otoshi” veya “Tsuri Komi Goshi” gibi atış teknikleri öğretilir. Bu tekniklerde tüm vücudu kullanmak yerine, kollar kullanılır ve rakip yana doğru hareket ettirilir. Omuz ve kolların kaldıraç noktaları olarak kullanılma becerileri geliştirildikten sonra, tekniklerin uygulanması esnasında eller kolayca kullanılabilecek duruma gelir.
Gelişmiş atışlarda eller kaldıraç olarak kullanılır. Judocu, bir kaldıraç noktası olarak kendi vücut kütlesinden ziyade bir rakibin dengesizliğinden istifade etmeye çalışır. Bu durum öğrencilerin “Sumi Otoshi” ve “Uki Toshi” gibi hareket halindeki atışlarları öğrendiği anlamına gelir.
Kalça teknikleri için de yukarıda anlatılan mantık geçerlidir. Rakibinin öne doğru dengesiz olmasıyla rakibin belini tutan öğrenciler, rakiplerinin ağırlığını kalçalarına yükler ve kaldıraç prensibini uygular. “Uki Goshi” veya “Tsuri Goshi” örnek olarak gösterilebilir. 
Kalçanın kullanılmasıyla yapılan temel kalça atış tekniklerine hâkim olunduktan sonra, “Ashi Guruma,” “O guruma” ve “Hane Goshi” gibi tekniklerin uygulanmasına geçilir. Öne doğru denge korunurken, kalçalarını rakiplerinin sol/sağ tarafına yerleştirerek ayak parmakları üzerinde yukarı çekip kalçasıyla küçük bir kaldıraç prensibi uygulanmış olur. Bacaklarının yukarı doğru “ekstansiyon” a getirerek ve rakibin pivot bacağının üzerine dairesel bir şekilde taşıyıp döndürek atış tamamlanır. 
Daha sonra rakibin tüm ağırlığının kalçada dengelenmesi gereken atış tekniklerinin uygulanmasına geçilir. “Harai Goshi” ve “Uchi Mata” bu tip atışlara örnektir. Rakiplerinin ağırlığını tek bir ayak üzerinde dengede taşımak ve aynı zamanda da dengede kalabilme becerisini kazanabilmeden bu uygulamalarda başarı olunması beklenmez. 
Rakibin öne ya da arkaya dengesinin bozuk olduğu durumlarda, dengesini düzeltmesi için gereken ekstra adımı atmasını engellemek ve sonuca gitmek için ayak tekniklerinin öğretilmesi gerekir. Burada akla gelen atışlar; “Ko Soto Gari,” “Ko Soto Gake,” “Sasae Tsuri Komi Ashi” ve “Hiza Guruma” tekniklerinden bahsedilebilir. Süpürme hareketleri tüm tekniklerde olduğu -hatta daha fazla- çok iyi bir zamanlama gerektirir. Süpürme hareketi erken veya geç yapılırsa uygulama başarısızlıkla sonuçlanır. Doğru yapılırsa hem izleyen için görsel açıdan zevkli hemde uygulayan için zahmetsiz bir keyif sunar.
İleri seviye ayak tekniklerini uygularken rakiplerinin bacaklarına uzanan bir ayak hareketiyle süpürme yaptıklarında, kendi dengelerini de korumaları son derece önemlidir. Bu hareketleri gerçekleştirmek daha sonra da dengeli bir şekilde sonlandırmak yıllarca süren bir pratik gerektirir. Süpürerek ileri biçme tekniklerine; “O Uchi Gari,” “O Soto Gari ve “O Soto Guruma” örnek olarak gösterilebilir.
Atma teknikleri; el ile, kalça ile ve ayak ile yapılan teknikler olarak her kemer seviyesinde basitten zora doğru takip eden pedagojik bir sıra ile öğretilmelidir. Örneğin, sarı ve turuncu kuşaklarda temel atma tekniklerinin çoğu, ileri ve temel seviyedeki atış tekniklerinin arasında kalan atma teknikleri ise yeşil ve mavi kuşaklarda öğretilmelidir. İleri düzeydeki atma teknikleri de kahverengi kuşakta öğretilmelidir. Bu şekilde, öğrencilerin ilerlemesi sofistike teknikler için daha fazla gerekli olan dengeleme yetenekleriyle birlikte düzenlenmiş bir planı takip etmelidir.
Belirli bir seviyeye gelinceye kadar fırlatma teknikleri öğretilmemelidir. Öğrenciler fırlatma tekniklerini deneyebilmeleri için düşme uygulamalarını çok iyi yapıyor olmaları gerekir. Temel fırlatma teknikleri genellikle mavi kuşak sınavına hazırlanan yeşil kuşaklı öğrencilere öğretilmeye başlanır. Temel fırlatma tekniklerine “Yoko Gake” iyi bir örnektir. Rakibin sağ ayağını sol ayak ile bloke ederken aşağı doğru çekiş yapılarak uygulanır. 
Orta dereceli fırlatma atışlarında rakibe; ileri, geri veya yanlara doğru çekiş yapılabilmesi gerekir. Temel atış ve orta atış arasındaki fark, orta fırlatma tekniklerinin kaldıraçtan daha fazla dengeye dayanmasıdır. Tekniği uygulayan judocu fırlatarak atmayı gerçekleştirmek için vücut teması yerine yerçekimini kullanır. Ara fırlatma teknikleri için, “Yoko Otoshi” “Uki Waza” “Tani Otoshi” örnek gösterilebilir.
Gelişmiş fırlatma tekniklerinde öğrenciler, önceki fırlatma tekniklerinden çok daha fazla dengeye ihtiyaç duyarlar. Kişi geriye doğru düşerken birinin vücut ağırlığını ve rakibin vücut ağırlığını kontrol etmek zorundadır. “Tomoe Nage,” “Sumi Gaeshi,” “Yoko Guruma” ve “Ura Nage” gibi atışları içerir.
Rakip düşürülmeye ve atılmaya başlandığında tekniği uygulayanda büyük bir ego ortaya çıkması normaldir. Atış teknikleri, özellikle de sırt mindere gelecek şekilde yapılan teknikler uygulayan çok fazla haz alınmasına sebeb olur. Öğrencilerin atmaları öğrendikten sonra kendilerini özgüvenli ve güçlü hissetmeleri nedeniyle büyük bir coşkuyla tekrar isteklerinin arması da normaldir. Ne kadar çok atış yaparlarsa, egzersiz o kadar tatmin edici olduğunu düşünürler. 
Judonun tamamen atmayla ilgili olduğunu düşündüğünüzde elbette daha fazlasını yapmak ve her uygulamada olabildiğince çok kişiyi atmak istersiniz. Herkes, en çok atıp en az düşmek isteyerek rekabetçi olmaya başlar. Bu istenilen bir durum değildir.
Düşmeyi istememek, judoda olmaması gereken yanlış tutumdur. Öğrenciler, uygulamanın amacının atılmadan atmak olduğunu kabul etmemelidir. Düşmeye direnen öğrenciler bu yeteneklerinden dolayı kendileriyle gurur duyarlar. Böylece ciddi bir agresif tavır edinirler. Judoyu egolarımızdan kurtulmak, gururumuzu yenmek; öfke, hüsran ve intikamın üstesinden gelmek için uygulamalıyız. 

Tüm Makalelerini Göster