A+ A-

Savaş Sanatları ve Samuraylar

Savaş sanatları, Çin’den diğer Asya ülkelerine sıçramış ve en sonunda pek çok yeni
varyasyonunun oluştuğu Japonya’ya ulaşmıştır. Japonya’daki dövüş sanatları, Zen
Budizm’inden ve savaş sanatları ile birlikte pek çok silah da kullanan samuray savaşçı
geleneğinden etkilenmiştir. Bazı Japon eğitim okulları, Japonca’da “savaşçının yolu”
anlamına gelen “bushido” değerlerini benimsemiştir. Şeref, dürüslük ve sadakatin
kılavuzluğunda soylu ve yaman hayatlar sürmüş samuraylar, eski Japonya’nın efsanevi
savaşçılarıydı. Eski Japonya, birbirine rakip beyliklerin hakimiyeti altındaydı ve bu döneme
“savaşan beylikleri dönemi” denir. Nihayet bu beyliklerden biri, M.S. 400’lü yıllarda
mücadeleden zaferle ayrıldı. Bu mücadelenin galipleri tarihte Yamoto Hanedanı olarak bilinir.
Yamoto hüküdümdarları Japon imparatorluk soyunun atalarıdır.
 
Samuray kelimesi, ilk zamanlarda muhafızlık görevi için başkent Kyoto’ya gidenleri
tanımlama maksadıyla kullanıldı, zaman içerisinde “güçlü toprak beylerine hizmet eden
asker” anlamı kazandı. Samuraylık aristokratik ve babadan oğula geçen bir mahiyet almasıyla
samuray aileleri de tanınmaya başladı. Samuraylık statüsü, bir meslekten ziyade itibar
meselesiydi. Samurayların tamamı kadın yahut erkek olmalarına ve kılıç tutup tutmadıklarına
bakılmaksızın asker sınıfın bir parçasıydı. Onlar sadece askerî rolleriyle tanınmazlardı.
Bazıları büyük ün sahibi bilginler oldu. Samuraylar sivil ve askerî yöneticiler, rahip, sanat ve
estetlerdi. Diğer kısmı ise sadece aile üyeleriydi. Yine de askerî rollerine așina olması
beklenirdi. Kadınlar obi’lerinde, yani bel kuşaklarında taşıdıkları küçük hançeri kullanmaları
için eğitilmişlerdi. Bunlar brokar kılıfların arasına sarılırdı ve erkekler için kılıç ne ifade
ediyorsa, kadınların hançerleri için de aynı durum söz konusuydu.
 
İleride savaşçı olacak bir genç, 13 ve 14. yaş günleri arasındaki bir zaman diliminde, geç
genpuku yahut genbuku denilen bir merasime girerdi. Soylu ailelerin oğullarının merasimleri,
ilk savaşlarından önce gerçekleşirdi. Genpuku yetişkinliğe ermek manasına gelirdi. Erkek bir
çocuğun saçını ilk kez bir yetişkin gibi kestirdiği zamana işaret ederdi. Başın üst kısmı
bütünüyle tıraş edilir ve yetişkinlere özgü bir topuz yapılırdı. Ayrıca kendisine yetişkin başlığı
da verilirdi. Samuray ailesine mensup kadınlar için düzenlenen merasime mogi denirdi. Bu
aynı zamanda ilk kez kaşlarını aldırması ve dişlerinin siyahlaştırmasını simgelerdi. Dişlerin
siyahlaştırılması, daha üst sınıfa mensup kadınların dişlerine demir oksit sürülerek uygulanan
eski bir saray geleneğiydi.
 
“Bileğin bir döndürme hareketiyle rakibin havada uçarak yere düşmesini sağlayan muhteşem
bir hünerdir.” gibi savaş sanatlarınının sırları hakkında çok şey duymuş olabilirsiniz. Savaş
sanatları ile ilgilenen herhangi bir uzmanla sohbet edildiğinde, ondan bu sırların neler olduğu
ile ilgi sorular sorulur ve mucizevi olabilecek cevaplar vermesi istenir. Judoyla veya herhangi
savaş sanatları ile ilgilenenler bu konuda çok şey söylemişler, hayal gücü çok canlı olanları
ise çok şey uydurmuşlardır. Savaş sanatları ne bir sır ne büyü ne de mucizevi bir şeydir. Savaş
sanatlarını; “sağ duyu üzerine kurulu, denenmiş esaslar ve tekniklerden oluşan iyi düşünülmüş
bir sistemdir” diye tanımlayabiliriz. Silahsız veya silahlı olarak rakibini alt etme sporlarıdır.
 
Aşırı fiziksel ve zihinsel disiplinde ısrar eden bu sistem, dövüş sanatlarını ruhsal
aydınlanmanın bir aracı olarak kullanır. Dövüş sanatları bireysel savunmayı öğretir ve
kendine güven ve öz saygıyı geliştirir. Egzersiz olarak kullanıldıklarında denge, güç, canlılık,
esneklik ve duruşu düzeltir. Kitle sporu bağlamında kullanılacak en uygun beden eğitimi
egzersizlerini içerir. Zihinsel düzeyde ise stres yönetimini öğretir, konsantrasyonu artırır ve
irade gücünü yükseltir.
 
Günümüzde; kişisel savunma, egzersiz, sağlık, ruhsal gelişim ve sportif yarışmalarda
kullanılmaktadır. Dövüş sanatlarının farklı türleri olsa da çoğunun farklılıklarından çok
benzerlikleri bulunmaktadır. Fiziksel egzersizler ve zihin disiplin yöntemlerini içeren geniş
bir etkinlik dizisini kapsar. Antrenmanları, esnetmeler ve germe egzersizlerini içeren
faaliyetlerle başlar. Sonra hız ve zindeliği geliştirmek için belli teknikler uygulanır. Sıklıkla
öğrencilerin teke tek mücadele ettiği antrenman maçları yapılır. Dersin sonunda vücudumuzu
sakinleştirmek ve bir sonraki çalışamaya hazırlamak için soğuma çalışmaları yapılır. Bu
egzersizlerin çoğunluğunu esnetme ve germe çalışmaları kapsar.
 
Fiziksel teknikler kadar entelektüel kavramları da içeren dövüş sanatları, Doğu’nun pek çok
din ve felsefe sisteminden de etkilenmiştir. Taocu felsefe, evrenin denge ve uyum yasaları
içerisinde işlediğini ve insanların doğanın ritmine göre yaşaması gerektiğini iddia eder. Dövüş
sanatları, denge ve olayların doğal akışına uyum sağlama konusunu işler. Dövüş sanatlarını
ilk kuran kişileri Budizm’in “nefes yöntemleri, meditasyon, zihinsel ve ruhsal farkındalık”
teknikleri ile tanıştırdığına inanılmaktadır. Çinli Konfüçyüsçülük ise günlük hayattaki etik
davranışlarla ilgilenir ve dövüş sanatları da çoğunlukla bu kaygıları ifade etmektedir.
 
Savaş sanatlarından biri olan judo; çocukların toplum içerisinde ruhsal, fiziksel ve duygusal
 
durumlarını pedagojik olarak değerlendirmek maksadıyla ahlaki bir değer olarak yaratılmıştır.
Günümüzde judo, geleneksel savaş sanatından olimpik spora dönüştürülmüştür ve çeviklik,
esneklik, saygı disiplin vazgeçilmez ilkeleridir.
 
Saygı ve Sevgilerimle...
Dr. Öğr. Üyesi Cengiz GÜLER
Stephen TURNBULL, Samuraylar (2021), (Çev: Egenur KARABİLLİOĞLU) Kronik Kitap,1.Baskı,
Şubat 2021, İstanbul, ISBN:978-605-7635-89-1.
Cengiz Güler (2019) Spor Mu? Felsefe Mi? Sanat Mı? Gazi Kitabevi, ISBN:978-975-8396-76-4.
Ankara.

Tüm Makalelerini Göster