A+ A-

Sporun Gelişimi Paneli

 

                                                        Sporun Gelişimi Paneli

                                              

 

Konuşmacı: Yrd. Doç Dr. Temel ÇAKIROĞLU

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ HASAN DOĞAN BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEK OKULU MÜDÜRÜ

Tarih: 01.10.2015

Yer: Kırşehir

Saat 16. 00

 

     Ülkemizde sporun gelişmesini ve uluslararası başarıyı  engelleyen en önemli konunun, Milli eğitim müfredatlarında  spora ayrılan vaktin yetersiz olduğunu kabul etmemiz gerekir. Sizlere spor adamlığının dışında 10 yaşından beri sporun içinde olan ve 1988 Seoul Olimpiyatlarına katılmış milli bir judocu olarak hitap etmek istiyorum.

     Sporun toplumda yaygınlaştırılması,sevdirilmesi ve olimpik düzeyde  sporcu yetiştirilmesi için esas çözümün eğitim sistemi içinde aranması ilk hedefimiz olmalıdır. Yıllardan beri bir türlü batı standartlarına uygun spor anlayışı maalesef eğitim sistemimize yerleşmemiştir.  Orta öğretimde Beden eğitimi Dersi 1 saate düşürülmüştür. Bazı mesleki okullarda ise kaldırılmış olduğu görülmektedir.

     Sonuç olarak Olimpiyata aday bir ülkenin acilen spor eğitiminin, eğitimin bir parçası olduğu anlayışının Milli eğitimimizde yerleşmesinin zorunlu olduğu unutulmamalıdır. Milli eğitimle spor eğitimin barıştırılması gerekmektedir. Bu sözle kavga ediliyor anlamı çıkmasın. Sadece spor eğitimin eğitimin vazgeçilmez bir parçası olduğu düşüncesini anlamamız açısından söylemekteyim.

    Bakınız; batıda bir çok ülkede sporun eğitim ve öğretimde ki  yeri çok ciddi olarak önemsenmektedir.  Haftada 6 saat ilk ve orta öğretimde  beden eğitimi uygulamasına zaman ayıran sayısızca ülke bulunmaktadır. Siz bu ülkelerle nasıl boy ölçüşeceksiniz?

    Çocuklarımız yıllarca dershanelerle,  okulllarda sınav maratonuna tabi tutulmuşlardır. Ayrıca gelecekte hiçbir işine yaramayacak  gereksiz derslerle meşgul edildiğini hepimiz bilmekteyiz. Örnek verecek olursak, Çocukların, Kurbağanın ve karıncanın sindirim sistemini öğrenmeleri  bedenlerine zaman ayırmalarından çokmu  daha önemli?

   Çok sükür son dönemlerde dershaneler ve sınav  yarışı konusunda biraz rahata kavuşulmuş gözüksede  bunun yeterli olmadığını, devamında eğitim politikamızı yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

   Bir çocuk okula başlayıp mesleğe atılana kadar geçen süre içerisinde 800 civarında sınavdan geçtiğini düşünecek olursak , çocuklarımızın bedenlerine zaman ayırmaları ne kadar mümkündür?

   Genç nüfusa sahip olmakla övünmekteyiz. Ben genç ancak bedensel ve ruhsal anlamda sağlıksız bir gençlik yetiştirmeye devam ettiğimizi düşünmekteyim.

   Herşeyden önce Uyuşturucu kullanımı orta okullara kadar düştüğü bir ülkede yaşıyoruz. Bunların önüne polisiye tedbirlerle geçmenin yeterli olmayacağı herkesçe bilinmektedir.

   Çocuklarımızı mevcut eğitim sistemi hareketsizliğe davetiye çıkarmaktadır. Ülkemizde obezite oranı hızla artmaktadır. Çocukların deşarz olacağı zaman ve mekanların eğitim sistemimizde  yeterince dikkate alınmadığı görülmektedir. Bu sorun çok uzun yıllardan beri devam ede gelmekte, malesef gelen bir çok hükümetler sporun eğitim sistemi içerisinde deki önemli rolünü yeterince dikkate almadığı görülmektedir. Son yıllarda yapılan ciddi yatırımlar bizleri umutlandırmıştır. Ancak yinede son olimpiyatlarda 5 madalya dan fazla bir performans göstermemize yetmemiştir. Bunlardan 3 tanesi Taekwondo dan 2 tanesi Atletizmden alınmıştır. Atletlerimizden 1 taneside ne yazıkki  dopingli olduğu tesbit edilmiştir.

       Sonuç olarak söylemek gerekirse; İlk önce nereden başlanmalı sorusunun cevabını verebilmek lazım.  Öncelikle, Ülkemizde sporun gelişmesi yaygınlaşması ve Olimpik düzeyde yeteneklerin ortaya çıkabilmesi için başarının önünü tıkayan 2 kurumun ciddi anlamda spor adına mercek altına alınması gerekmektedir. Bunlardan bir tanesi Milli Eğitimde sporun önemsenmesi , diğeri ise YÖK kurumudur. Sporcunun milli takımlarda gençler ve büyükler katagorisinde yarışır hale geldiği yıllar üniversite yıllarıdır. Peki üniversitelerde spor ve sporcuya ne kadar önem veriyoruz? Bir kere Yök’ün yönetmeliğinde diyorki ; öğrenciye sadece milli maçlara giderken ve Üniversitelerarası yarışmalara, katılırken izin veririm. Peki milli maça gidebilmek ve orda başarılı olabilmek için yurt içi yarışmalarda, kulüplerarası yarışmalara katılma izni olmayan bir sporcu hangi tecrübe ile başarı getirecektir. Bir an önce YÖK kurumunun da batı toplumlarında olduğu gibi izin yönetmeliğini uygun hale getirmeli ve sporda başarılı olmanın önünü tıkayacak uygulamaları ortadan kaldırması sağlanmalıdır. Aksi taktirde gençlerimizin uluslararası alanlarda başarı getirmesi mümkün olamaz. Bu arada bazı münferit başarıları da genel anlamda başarı olarak değerlendirme yanılgısından da vazgeçmemiz gerekir.

     Sizlere yaşamımdan bir örnek vermek istiyorum. Beden eğitimi Bölümü son sınıf öğrencisi iken Judo Milli takımında başarılara imza attığım yıllardı. Yine Uluslararası bir yarışmadan başarıyla ülkeme dönmüştüm. Geldiğim günün ertesi günü Hentbol dersinden yazılı sınavına girecektim. Malesef Hentbol dersi hocam sen devamsızlıktan kaldın dediğinde başımdan aşağı kaynar sular döküldü sandım. Ben esasen resmi olarak izinliydim ve hocama rica ettim beni sınava alın eğer izinli değilsem notumu vermezsiniz dedim. Yine de ikna olmadı ve ben sınava daha sonra izinli olduğumu belirten belgelerimi ibraz ettikten sonra beni engel sınavına aldı. Çok şükür son sınıfta dönem kaybetmeden mezun oldum. Şimdi sizlere soruyorum. Bu ülkede siz hiç Tıp yada diğer teorik ağırlıklı bölümlerde okumuş ve olimpiyatlara katılarak başarı elde etmiş bir sporcu duydunuzmu? Ben duymadım. Ancak batıda her bölümden yüzlerce olimpik sporcu bulmanız mümkündür. Zaten teorisi ağır olan bölümlerdeki öğrencilerin olimpik sporcu olma sansı sistem gereği mümkün değildir. Ülkemizde malesef uluslararası düzeyde başarıya ulaşabilenlerin büyük bölümü Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okullarından mezun yada öğrenci olarak devam edenlerden oluşmaktadır. Bu nedenle elit sporcular  daha rahat okuyabileceği bu bölümleri tercih etmektedir. Belki çok daha farklı bir bölümde hem okuyup hem de uluslararası başarılar elde edebilecek nice yetenekler mevcuttur. Önemli olan onların önünü açabilmektir. Ancak sistem elit sporcuya bu fırsatı vermemektedir. Elit sporcuların çok azı farklı bölümlerde okumakta ve ilerleyen zamanlarda da istedikleri hedefi gerçekleştirmeleri mümkün olmamaktadır.

     80 milyon nüfuslu bir ülkenin üstelik genç nüfusa sahip bir ülkenin spor politikasını yeniden değerlendirmek ve bu alanda değerli spor adamlarımızın sözlerine kulak asmamız doğru olacaktır.

     Elbette ki , Tesis olmadan, antrenörlerimizin ve hakemlerimizin eğitimi en iyi düzeyde olmadan hiçbir şey yapamayız. Bunların yapılması çok zor şeyler değildir. Son yıllarda yapılan yatırımları görmemezlikten gelemeyiz. Ancak sporu toplumda yaygınlaştırmak ve geliştirmek için izlenmesi gereken radikal spor politikalarına ihtiyaç bulunmaktadır. O halde nereden başlamamız  gerekir ? Bu sorunun cevabını verebilmek için Spora ne derecede önem verildiğini, Milli eğitim müfredatları ve Programları ile  YÖK Eğitim sisteminde yer alan yönetmeliklere bakmak lazım.

     Sonuç olarak, diğer konular daki eksiklikler kendiliğinden çözülecek ve batı toplumlarında olduğu gibi spor ülkemizde hem yaygınlaşacak ve yaşam tarzı olacak hem de binlerce yetenekli sporcuların ortaya çıkması sağlanacaktır.

           Saygılarımla,

 

Tüm Makalelerini Göster