A+ A-

Kör Usta ve Çekirge 3

    
 
 
 
 “Ünlü düşünür Pang Çu “
Şiddet kişinin elinde patlayan bir silahtır. Şiddetle yaşayan gün gelir şiddetle ölür. Umut denen şiddetle aranmamalıdır.
 
 
                                         - - - -
                
“Çekirge ve  küçük bir çocuk konuşurlar “
  
Çocuk - Bak… bir taş ustası kayayı yontmaya başladı .  Esir mi bu ?
Ç - Yooo , bir tabak yemek için saatlerce çalışıyor.
Çocuk - Şimdide  yörenin beyi geldi atının sırtında , taş ustası onu  kıskançlıkla izliyor. Tabi bey zengin çalışması gerekmiyor. Ne isterse alabilir.
Ç - Ne olmak isterdin bu yörenin beyimi ? taş ustasımı ?
Çocuk - Bey olmak isterdim…. Buda ne ?
Ç- Güneş .. Bu yörenin beyini yakıyor onu hasta ediyor . Bey bütün gücüne rağmen güneşin sıcaklığına engel olamıyor. Hala Bey olmak istiyormusun.  
Çocuk - Yoooo… Güneş olmak daha iyi .... Şunun gücüne bak.. Kimse ona engel olamıyor.. O da ne ?   Gece mi ?
Ç - Yooo… Bir bulut güneşin yüzünü örttü,onu bir mum gibi söndürdü
Çocuk -   Güneş bulutu eritir        
Ç- Bulut çok büyük içi suyla dolu.
 Çocuk - Bende bulut olurum.
 Ç- Çok güzel yerinde bir seçim yaptın. En büyük sensin artık mutlumusun ?
Çocuk    -    Evet çok mutluyum sağol…. Bu da ne ?
Ç- Bu koca bir dağ . Yoluna dikilmiş ne yapacaksın ?
 Çocuk - Üstünden aşarım
Ç- Olmuyor dağ çok yüksek
 Çocuk-Üzerine yağar dağı eritirim bende.
 Ç- İşe yaramaz, yağmur yağınca toprağa karışır.
Çocuk  Demek ki dağ buluttan daha güçlüymüş
Ç- Galiba öyle
Çocuk  -Peki o zaman bende dağ olurum
Ç  - Aferin yine akıllı karar verdin. Güneş seni  eritemez, Yağmur aşındıramaz.. Hiç kimse rahatsız edemez.   Tabi Taş ustasından başka değil mi ?
 
                                           - - - -
 
 
Kendine kıyan bir Hocanın ardından
 
Ç- Çok severdim.
H- Benimde Hocamdı.
Ç- Yerini nasıl buldunuz ?
H- Bir tek yerde olabilirdi, sevdiği bir yer vardı dağın eteğinde.Hocanın cesedini bulduğumuzda yüreğim yarıldı. Oturmuş sırtı dimdik ,gözleri açık vadiye bakıyordu sanki.. Yüzü , yüzü bembeyazdı. Dudaklarıysa mosmor , sihirli böğürtlenlerin rengi .
Ç- Onu herkez severdi neden intahar etti Hocam..?
H- Evet  ve Hayır…. Hayır ağır basmıştı.
Ç- Ama ben onu uyum içinde sandım.
H- Belki de vadimizi seyrederken buradan ayrılacağını biliyordu, ama bizim gördüğümüz güzellikleri değilde , çirkinlikleri gördü..
Ç- Bu nasıl olur hocam ?
H- Herkes kendi gözüyle  bakar ve görür…
 
 
                                         - - - -
 
 
H-Gençler ormana gitmenizi istiyorum. Oradaki bir açıklığa gideceksiniz . Orayı kolay bulacaksınız . Haritada işaretledim. Atla gideceksiniz. At yolu bildiğinden sizi götürecek varınca attan ineceksiniz . Suyun karşısına bakacaksınız çok dikkatli olun bir şey göreceksiniz.
Ç- Ne göreceğiz Hocam ?
H- Ondan sonra buraya döneceksiniz gördüğünüzü  bana teker teker anlatacaksınız.
Ç- Bu bir oyun mu Hocam ?
H- Oyun olduğunu söyledim mi ..!
Ç-Peki oyun değil de nedir Hocam ?
H- her şeyi size anlattım.
Ç- Sınav mı ?
H- Hayır sadece ormanda küçük bir gezinti.
 
ORMANDA
 
1.   Çocuk -  Bir savaşçı mı ?
2.   Çocuk -  Paralı asker bu.
Ç- Savaş yok bu yüzden yoksul düşmüş.
1. Çocuk-  Bizi görecek
2. Çocuk-  Yardım isteyelim.
Ç- Sadece izlememiz istendi.
1. Çocuk-  Birden Tavus kuşu oldu.
Ç- Güzel bir tavus kuşu.
2.Çocuk-  Dinle kesedeki paraların sesi bu..
1.Çocuk-  Böyle güzel bir Tavus kuşu nasıl hırsız olur ?
Ç- Böyle bir büyü olsa bile olayların gelişiminde bir hata var.
1. Çocuk- Bunlar dost.
2. Çocuk- Daha önce dosttular…
    
Gördüklerini anlatırlar..
 
Ç-Derken ortaya bir dilenci çıktı ,Savaşçıyı soymaya başladı  ama savaşçı uyandı Dilenci kılıcını kaptı ve ona batırdı.
H- Kaç kez batırdı ?
Ç- 2   Yooo   3
H- Hangisi 2 mi yoksa 3 mü ?
Ç-……………. 2.
H- Devam et.
Ç- Sonra dilenci , savaşçıyı soydu , çalıların ardına kaçtı. Biraz sonra bir Tavus kuşu geldi , sanki dilenci Tavus kuşu olup çıkmıştı. Biraz sonra bir yolcu  çıkageldi kuş çalıların arkasına kaçtı ; yine dilenci olup çıktı.
H- Bir gerçeği unuttun oda dilencinin savaşçıyı soymasıydı. Bu yüzden uyandı. Sana gelince sen dilenci savaşcının boynuna vurdu başını kesti dedin. Kesmedi sense keseden söz etmedin. Kuşun ve dilencinin boynuna asılmıştı ikisini bir sandın.
Ç- Görmemi istediğiniz şeyleri göremedim.
H- Gördüğün yada görmediğin şeyler hiç önemli değil
Ç- Neden beni gönderdiniz
H- Yaşlı Sang Hoca bu vadiye bakıp çirkinlikleri görünce kendiyle ilgili bir gerçeği açıkladı.Açıkladığı şeylerden tiksindi
Ç- Tavus kuşunu dilenci sandım.Çünkü onu şeytan  belledim. Aslında Tavus kuşu  şeytan değilmiş..
H- Görmek istediğini gördün.
Ç- Ama Hocam gerçek değil di.
H- Sana gerçek geldi. Sang Hocada çirkini gördü ama gördüğü yeşil bir vadi idi…
Ç- Gerçek nasıl değerlendirilir Hocam ?
H- Gerçekler insanın kendi kişiliğine bağlıdır.
Ç- Yinede bunu güç anlıyabiliyorum.
H- Zaten  gerçek , üzerinde tartışılsa bile çok güç anlaşılabilen bir kavramdır.
Ç- Fakat Hocam sonucu ne olursa olsun gerçekleri söylemek gerekmez mi ?
H- Aslında bütün kavramlar bazen gerçek bazen değildir. Bunun nedeni bizim sınırlı anlayışımızdır. Önemli olan kendi kişiliğimizdeki gerçeklerdir….
 
 
                                          - - - -
 
 
 
H- Ha,haa…ha .  Kalk bakalım Çekirge üzerine bulaşan utancı silkelemelisin.
          
H- Ha..ha..ha…. Çok aptalca dövüştün Çekirge. Bir kör adam bile seni yenebilir .
Ç- Evet Sayın Hocam beni bağışlayın.
H- Sen kendini  affettin çünkü utanç duydun. Senin bu denli kızmana sebep nedir.?
Ç- Kendi içimdeki kızgınlık.
H- Evet , peki başka ?
Ç- Çünkü ben bir korkağım
H- Aaa…. Kendindeki korkaklığı ne zaman keşfettin ?
Ç- Geçen gün arkadaşımla birlikte Pazar yerinde 5 büyük çocuk bize saldırdı. Arkadaşım düştü o kadar korktum ki ona yardım bile edemedim.
H- Siz 2 küçük.. 5 büyük çocuğa karşıydınız. Sen ne yapabilirdin ki ?
Ç- Dövüşür yardım ederdim.
H- Tabi Çekirge o zaman dövüşü kazanırdın öyle mi ...
Ç- Demek haklıymışım ben bir korkağım.
H- Korkaklık  Çekirge , kendi zayıflığının bilincinden başka nedir ki  sence . Ya cesaret kendi kuvvetinin bilinci değil mi ? Herkesin  içinde biraz korkaklık biraz cesaret vardır. Bir kişiye cesur demek aslında bu kişilerin göründüklerinin tam tersini sağlamaktır.
 
                                        - - - -
 
H- Örümcek ağı bir nefeste yok olacak kadar inceciktir. Yinede örümcek için güvenlidir.
Ç- Bana göre sadece ağdır.
H- Pufff … Rüzgar esince tüğler uçuşmaya başlar.
Ç- Güçsüz olan tüğler , esen rüzgarla baş edemezler.
H- İnsanlık yolu bu mu sence..
Ç- Güçlüler olduğu kadar zayıflarda var.
H_Gerçeği görmüyorsun. Hangisi güçlü tahtamı yoksa elin mi ?
Ç- Tahta..
H- Elini tahtaya vur , silah gibi kullanarak elinle vur.
Ç- Craahç
H- Tahta güçlü ama görüyorsun ki dayanmıyor.
Ç- Zayıflarda güçlü olabilirler mi ?
H- Hayat bir ırmağa benzer suda batmıyorsan işin kolaydır,ama akıntıya karşı yüzmek zordur. Yaşadığın evrende olacaksın.  Kendine gecikmeden bir yol bul ve onu izle…
 
                                          - - - -
 
 
Ç- Hocam suskun, bizden değil , yinede aramızda o.
H-Irmak yatağını açar kaya ile boğuşmaz, kenarından dolaşır. Kaya ırmağa sığınmıştır çünkü.
Ç- Buradayken anlıyorsun ama dışarıda , gerçek hayatta ?
H- Dışarısı var mı ? Suskunluğu bir serçe yada bir çocuktan daha iyi kim anlar ? Doğa aklını ve dilini aldı vücudunu eğip büktü ama karşılık olarak da eline büyük bir kuvvet verdi..
 
 
                                          - - - -
 
 
H- Enseye vurulan Ani bir darbe öldürmeye yeter.
Ç- Hocam , bu öğrettiğiniz şeyleri ben yapamıyorum.
H- Çok mu güç geliyor.
Ç- Hayır çok acımasız geliyor.
H- Ölmek ya o nasıl geliyor ?
Ç- Sadece kendimi korumak için öğrenmeliyim.
H- Önce nasıl yaşaman gerektiğini öğren, sonra nasıl öldürmen gerektiğini , derken ölümle birlikte yaşamayı…..
 
                                          - - - -
 
 
H- Göz zevkini doyurmak için bu gün ne yaptın Çekirge
Ç- Dal resmi Hocam
H- Sevgi bazen insanın yüreğini zorlar, taşar. Kağıda veya müziğe dökmek ister değil mi ?
Ç- Hocam beni rahatsız eden bir şeyi söylemek istiyorum… Bir kız gördüm Hocam.. Saçları simsiyahtı. Sesi bülbül , gözleri zümrüt gibi… Har gece rüyalarıma giriyor. Uyandığımda onu arıyorum acaba aşk denen şey bu mu ?
H-Ne görüyorsun
Ç- İki cam üst üste duruyor birinde kum var.
H- Öbüründe…
Ç- Diğeri boş Hocam
H- Bak….. Aşık olan insan kimsenin göremediğini görür, duyar. Yüreği bir kuş gibi çırpınır. Sabah mutlu uyanır. Aşk dolu bir gün başladığı için dua eder. Mantığı yiter, duygusu çoşar… İşte Aşk budur … Duygunun eğemenliğidir.
 
                                            - - - -
 
 
H- Söyle bana bu gölgeyi yapan nedir ?
Ç- Güneş saatinin kolu.
H- Güneş değimli ?
Ç- Evet güneş. İkiside yardım ediyor.
H- Peki , Güneş saatinin kolu güneşi engelliyor ışığı kırıyor.
Ç- Hocam , anlamıyorum. Bana her öğrettiğiniz şey çelişkilerle dolu..
H- At oku …. Nedir onu hedefe götüren ? Ok mu yoksa Yay mı ? Attığın ok hedefe gitmekten başka bir şey yapmaz .  Ama ok olmadan yay hiçbir işe yaramaz öyle değil mi ?
Ç- Hocam , pek anlayamıyorum.
H- İki iyi arasında seçim yapman gerekiyorsa yada iki kötü şey arasında , şunu unutma sana saldıranı öldürürken kendini kurtarıyorsun
 
 
                                          - - - -
 
 
H- Ne o Çekirge , balık mı tutuyorsun ?
Ç- Hayır Hocam , Aklıma bir şey takıldı , onu düşünüyorum
H- Güzel anlat.
Ç- Bu sopa düz ama suyun içine girince eğri oluyor.
h- Bunun açıklaması çok basit Çekirge , sana henüz anlatmadığım bir şey bu.
Ç- Gördüğüm şey bu kadar önemsiz mi?
H-Gördüğüne yansıma denir. Bir topun duvara çarpıp geri dönmesi bunun en güzel örneklerinden biridir.
Ç- Sopa neden eğri oluyor
H- Top iki ayrı duvara çarpıp geri dönüyor. Bunlar su ve hava . Gözün yanılıyor.
Ç- Özür dilerim Hocam , Yine anlayamadım.
H- İyice bak o zaman anlarsın. Hiç aklına gelmeyen şeyleride görebilirsin. Önemli olan Çekirge , salt gözlerle değil aklınlada bakabilirsin.
 
 
                                              - - - -
 
H- Bir şey mi buldun..
Ç- Örümcek Hocam , Sineği yakalamış ağını yırtayım mı ?
H- Neden ?
Ç- Özgür ve canlı yaratıklara tuzak kurulmasın diye.
H- Biraz daha dikkatli bak. Bu ağı yırtıp atarsan Örümcek  hemen yeniden yapmaz mı ;
Ç- İyi ama örümceği öldüremem ki.
H- Daha dikkatli bak . Aslında ağa düşen örümcek değimli ?
Ç- Eğer bu ağı yok etmezsem özgür canlıları , Örümcek tuzağına düşürüp öldürmeye devam edecek.
H- Tanrının kanat verdiği sineğe acıyorsun demek.. Özgürce uçan Sineğe…
Ç- Onu tutsak olarak görmek çok acı.
H- Hala anlamıyorsun . Burada tutsak olan hangisi ?   Özgürce uçarken tuzağa düşen Sinek mi ?   Yoksa kurduğu ağın tutsağı olup içinden çıkamayan , Özgürlüğü hiç tatmamış Örümcek mi ?
 
 
                                            - - - - 
 
 
Ç- Usta sevdiğimiz birinin yasını nasıl tutmalıyız ?
H- Gerçekten sevmişsek o kişiyi , onu hiçbir zaman yitirmeyiz. Gerçek sevginin varlığı ise ancak ölümden sonra anlaşılır. Bu varlık yüreğimizde yaşadıkça , onu gerçek  anlamda yitirmemişizdir.
Ç-Böylesine yüce bir sevgiyi yalnız uzun süre tanıdıklarımızda mı duyarız ?
H- Kimi zaman birkaç dakika tanıdığımız biri bile yürağimizde sonsuza dek taht kurar.
Ç- Nasıl olurda bir yabancı yüreğimize böyle yerleşebilir.
H- Çünkü sevgi iki yanlıdır, karşımızdakinin yüreğinde yer ettiğimizi anladığımız  zaman bizde ona yüreğimizi açarız.
 
                                            - - - -
 
H- O taş nereye  doğru  yol alıyor Çekirge...
Ç- Sekiyor hiçbir yere gittiği yok.
H- Her yolculuğun bir başı bir sonu vardır.
Ç- Bu yolculuğun sonu suyun dibi.
H- Peki suya giren taş yeni bir yolculuğa çıkmıyor mu ?
Ç-Yoculuk sürüp gidiyor
H- Hayat yolculuğuda böyledir. Başlar ve biter. Sonra yine başlar.. Babanın yolculuğu biter. Oğlunun yolculuğu başlar. Gün gelir oğul baba olur.
Ç- Benim yolculuğum başladı , babamın yolculuğu son buldu.
H- Bak Çekirge , Önce kendi yolculuğunda emin adımlarla yürü , sonra bir parçası olabileceğin yolculuklara katıl. Ama bu yolculuklarda sabırlı ol . Dayanmayı , yoluna çıkan tüm engelleri aşmayı bil…
 
 
 
 
 
                 
 
 "  Kelimeler havada kalır ama yazılar yüzyıllar geçsede kalıcıdır.  "

                                                               SON  
Nilgül Ertekin
Judo 3.Dan
 

Tüm Makalelerini Göster