A+ A-

KALP YALNIZCA KAN POMPALAMAZ !...

 
Egzersiz fizyologları, kitapları ve araştırma tekstlerinde kalbimizin kas kasılmalarına bağımlı olarak , kanı ilk önce akciğerlerimize oksijenlenme için, sonrada tüm vücut hücrelerimize osijen ve diğer besi onarım maddeleri ile hormon, enzim ve diğer elementleri pompalayan harika bir biyolojik pompa olarak yazar anlatırlar.
Scientific American rapor edilen araştırmalarda ( Temmuz 2005:87—62) kalbimizin özel bir pompadan daha gelişmiş safistike ( harika) bir biyolojik, endokrinal ( kalp ayrıca bir endokrin salgı bezi gibi kan akımına hormonlar salgılayarak aynı tiroid bezi gibi, suprarenal (adrenal /böbrek üstünde bulunan)
hipofiz(Hipofiz bezi büyüme, gelişme, metabolizma, üreme ve dışa dönük tepkileri kontrol eden yani kısaca tüm vücudu ve yaşamı kontrol eden önemli işlevlere sahip hormonları üretir. Bu hormonlar; ACTH hormonu, böbrek üstü bezlerinden kortizol sentez ve salınımını sağlar.) , ve diğer salgı bezleri gibi de çalışır, görev yapar.
Cardiocytes (kalp kası hücreleri) Atrial Natriuretic Factor (ANF) denen güçlü peptip hormonu (Peptit hormonları veya protein hormonları, molekülleri sırasıyla peptit veya protein olan hormonlardır. İkincisi, öncekinden daha uzun amino asit zincir uzunluklarına sahiptir. Bu hormonların insanlar da dahil olmak üzere hayvanların endokrin sistemi üzerinde etkisi vardır)
.salgılar ki, bu hormon kan basıncını ayarlamada, kan volümünü dengelemede, vücut suyunu boşaltmada, dengelemede, sodyum ve potasyumu ayarlamada çok büyük rol oynar. Bu yapmakla , kan damarlarının kendilerini, böbrekleri, adrenal salgı bezlerini ve hipotalamus (Susuzluğu , açlığı tokluğu, vücut ısısını ayarlayan yapı) dahil, beyindeki büyük sayıdaki ayarlayıcı bölgeleri etkiler, düzenler …
Kalp kası hücrelerinin esnetilerek, gerdirilerek (constriction) ANF ( Atrial Natriuretic Factor) serbest bırakılmasını uyardığı görülmekte.Beynimizde ANF bir çok bölgeleri iletişime geçirerek bağlar, bunlar kan basıncının kontrol edilmesinde , vücudumuzda sodyum ve suyun dengelenip kontrol edilmesi de dahildir.
Hipotalamus da ANF vasopresin salınmasını engeller, bu antidiüretik hormon hipofiz bezinin arka kısmında depolanır, görevi arteriolların ve kapillerin kasılıp sıkışmalarına (daralmalarına) sebep olur. ANF kan damarlarının düz kaslarını gevşeterek aldesteron salgılanmasını engeller. (aldesteron, kan basıncını yükseltme eğilimindedir) Adrenal salgı bezleri , böbrekler uyarılarak su ve sodyum (tuz) atılımı (kanı süzen glomeruli’ lerden) arttırılır.
Bundan başka ,ANF sodyumun geri kana emilmesini azaltmakta, bu oluşum uzaktaki toplayıcı böbrek tüplerinde gerçekleşir.
ANF congestive kalp yetersizliği ( kalbin yeterli kanı pompalayamaması) hastanın yeterli nefes alamaması, bacaklarda belirli ödem olulmasının göze batması… burada ANF ana rol oynamakta.
Normal kişilerde, zorlu dayanıklılık çalışmaları yapılırken, kalbin kanı uygun dağıtma kabiliyeti zorlanmakta, kişiye göre kalp ritmi, atımı kan basıncı değişmekte. Size daha önce anlattığım kan sodyum seviyesinin düşmesi rahatsızlığı (hiponatremi) kan kimyasındaki diğer iyonik değişimler yalnızca termoregülasyon , sıvı dengesi , alışagelmiş teoriler ile değil, kalbin aynı zamanda bir endokrin salgı bezi gibi karmaşık görev yapması da göz önüne alınması gereken, bizlere pek fazla öğretilmeyen önemli görevleri.
Onun daha gizli görevleri gün ışığına çıktıkça ona olan saygımız, bakımımız, dikkat göstermemiz artmalı…
Prof. Dr. Larry Sanders , Dr. m. Siff , fact and fallacies of fitness , Physiology of Exercise and sport, Exercise and Heart, Egzersiz ve kalbimiz kitabım...vb....vb..
ptnamikekin.com`dan Emir bey`den temin edebilirsiniz
Namık Ekin & Melek Ekin

Tüm Makalelerini Göster