Judo ve Müze
Merhabalar
Yaz diyorlar. Sen yazmasan olmaz diyorlar. Sus diyorlar. Sen susarsan iyi olur diyorlar. Gel yanımıza. Sen gelmezsen güçlü olamayız diyorlar.
Yazıyorum işte. Türk judosu değişik şampiyonlar çıkararak, yalnız sevinçlerden oluşmaz.Çoğu zaman kabul etsek de, etmesek de yenilgileri düşmanca görenler vardır.Yenilgilerin oluşturduğu husumet, Türk judosunda zıt kutuplar oluşturmuştur.. Türk judosunda yenmek ve yenilmek malesef judo ailesinde neşeye, acıya, sevince, kızgınlığa, memnuniyete, hoşnutsuzluğa, iyiye, kötüye neden olmuştur.
Yazıyorum işte. Türk judosu değişik şampiyonlar çıkararak, yalnız sevinçlerden oluşmaz.Çoğu zaman kabul etsek de, etmesek de yenilgileri düşmanca görenler vardır.Yenilgilerin oluşturduğu husumet, Türk judosunda zıt kutuplar oluşturmuştur.. Türk judosunda yenmek ve yenilmek malesef judo ailesinde neşeye, acıya, sevince, kızgınlığa, memnuniyete, hoşnutsuzluğa, iyiye, kötüye neden olmuştur.
O halde gerçek judocu olarak kendimize şu soruyu soralım. Düşmanlık ne işe yarar? Rekabet düşmanlığa yol açan başlıca neden midir? Federasyona karşı düşmanlığın her seferinde ortaya çıkışın nedeni nedir? Yalnız ben bilirim havası mı? Yoksa bir çok nedenden ötürü judo camiasından dışlanmanın bir öç alma duygusu mu?
Türk judosunda galip gelme arzusu ise anlamsızlaştırılmaktadır.Galip gelme arzusu çelişkileri kızıştırır.Çünkü galip gelmeyi arzulayan çoktur, ama mağlubiyete boyun eğen azdır.Galip gelmeyi tek anlamlı şey olarak kabul etmek, sadece hedefe sabitlenmektir.Yenilgiyi korkunç konuma getirmektir.Mağlubiyetin önünde yeni bir hedef oluşur. Bu ona yeni bir anlam katar. Böylece taze güç oluşur.
Tüm bu yorumumdan sonra, Türk judosunda nerde kalmıştık diyerek olguları devam ettirelim. Bu olguların başınta tarihsel süreç içinde Türk judosuna verilen armağanlar, yazışmalar, şiltler gibi bir çok malzemenin oluşturduğu bir müze kuralım. Herkes şiltleri malzemeleri, diplomaları, yazışmaları kendi ellerinde saklamasın.Müzecilik ile tarih yazalım.. Müzecilik ile nerden gelip, nereye gittiğimiz anlaşılacak. Bazı eski federasdyon başkanlarının evlerinin alt katları şiltlerle, yazışmalarla, kuşaklarla, Şişe Cam'dan yaptırdığım hediyelerle doludur. Bazılarının elinde tarihi Japon kimenosu mevcuttur.. Bunlar kişisel değildir. Türk judosunun malıdır, müzenin malıdır.
Tüm bu yazılarımdan sonra, artık izin verin ben de judodan uzaklara gideyim.Bu judodan kaçış değildir. Ötekilerle, sevilen judocularla uzaklaşmak değildir. Bu benim için, yaşantım da uzakları aramaktır. Benim için, benim gİbi bir felsefeciye yeni maceralar gerekiyor. Uzaklara gitme isteğim, uzaklara erişme amacını taşır. Uzaklarda yapıtlarım üzerinde çalışmak, günlük uluslararası alanda ki ''Aykırı Düşünceler'' adlı yazılarım beni bekliyor. Bu judodan kaçmak değil, kendi içimde mesafe kazanmak, kendi içimden yeniden çıkmak gibi bir şeydir.
Sonuç Elveda Türk Judosu gibi, benim için de ''Elveda Judo'' olsun
Sevgiyle kalın.
Eski Milli Takımlar Teknik Direktörü
Uluslararası Judo Hakemi
G. Kore Kyongii Üniversitesi Judo Ana Bilim Dalından yetişme
İtalya Dante Derneğine Kabul Edilen İlk ve Tek Türk Üye
Rene Descartes Yazılı Diploma Ödüllü- Fransa
Uluslararası Judo Hakemi
G. Kore Kyongii Üniversitesi Judo Ana Bilim Dalından yetişme
İtalya Dante Derneğine Kabul Edilen İlk ve Tek Türk Üye
Rene Descartes Yazılı Diploma Ödüllü- Fransa
Diğer Yazarlar