|
Genel Müdür Akgül, “Geride bıraktığımız yıl, sporda daha ileri bir düzeyi yakalamak için mevcut uygulamaları gözden geçirdiğimiz, geleceğe yönelik planlamalar yaptığımız önemli bir yıl oldu. Olimpiyatlarda hedeflediklerimizi kaçırmanın ardından çok sıkı bir hazırlığın içerisine girip her şeyi masaya yatırdık. Parada ve tesiste eksikliğimiz olmamasına rağmen bir yerde bir yanlışlık vardı. Ya yönetimsel bir sorun, ya sporcu seçiminde ya da antrenör seçimindeydi bu yanlışlık. Lisanslı sporcu sayısı 10 milyonları bulan, 2012 ve 2016 Olimpiyatları’na 100 kişilik sporcu kafilesi ile katılıp, 20-25 madalya ile dönen ve 2020 İstanbul Olimpiyatı’na ev sahibi olan bir Türkiye için perspektifimizi genişlettik ve neşteri vurduk. ” dedi. Akgül, Türkiye’nin dünyanın en gelişmiş spor ülkeleri içinde yerini alabilmesi için sporcu yetiştirmeye olduğundan daha fazla önem verdiklerini, 2009 yılını, olimpiyat oyunlarında başarılı olmak için gereken her türlü projeyi, uygulamaya hazır hale getirmekle geçirdiklerini söyledi.

Buradan hareketle, fırsata ve keşfedilmeye ihtiyacı olan gençleri yüreklendirmek, içindeki güçlerini ortaya çıkartıp olimpiyat şampiyonu yapmak amacıyla, ilk önce 2012 Londra Olimpiyatları’na gidecek sporculara yönelik ‘1000 Sporcuya Olimpik ve Paralimpik Burs’ projesini hayata geçirdik diyen Akgül, “Başarmak için, hak edilenin alınması gerektiğine inanarak başlattığımız bu proje, mevcut şartlarda Türk sporcusunun önünü açacak olan bir destektir. Yasalaştırdığımız bu bursla 2012 Londra Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’na aday 1000 sporcuya, aslında maddi değil, manevi yönden destek vermekteyiz. Sporcularımızın kafası ve gönlü ne kadar rahat olursa, maddi olarak ne kadar güçlü olurlarsa, manevi yönden de o kadar güçlü olacaklardır. Bu, Türkiye’nin sportif gelişimine olumlu yansıyacak, hedeflediğimiz olimpiyat başarısı da o kadar süratli olacaktır. Genel Müdürlükten başlayıp 81 ilimizdeki tüm teşkilatlarımıza uzanan bir yapı içinde gerçekleştirmeye başladığımız çalışmalarla, içinde spor aşkı taşıyan ve spor yapmak isteyen, kabiliyeti olan sporcularla sağlam köprüler kurulmaya başlanmıştır.Devlet olarak, bu konuda gösterdiğimiz dikkati, özeni devam ettireceğiz.” dedi.

OLİMPİK SPORCU YETİŞTİRME PROJESİ Sporda yeni bir çağ açacak daha büyük bir hamlenin eşiğinde olduklarını söyleyen Akgül, bu defa ‘Olimpiyata Hazırlık Projesi’ için düğmeye bastıklarını, Türk Milleti ile paylaşmak için gün saydıkları bu proje ile yakın vadedeki hedeflerinin; 2012 Londra Olimpiyatları’nda yeni branşlarda, yeni madalyalara ortak olmak olduğunun altını çizdi. “28 branşın olduğu olimpiyatlarda, Türkiye şimdiye kadar sadece güreş, halter, boks, judo tekvando ve atletizm olmak üzere beş branşta madalya aldı. Bu yelpazeyi genişleterek, olimpiyatlarda çok madalya dağıtılan kano, kürek, eskrim, yelken, atıcılık, cimnastik branşlarına yatırım yapacağız. Türkiye bir deniz ve göller ülkesi. Bu doğal zenginliği sportif başarıya döndüreceğiz. 33 Gençlik Spor İl Müdürü ve 8 Federasyon Başkanı ile başlattığımız ortak çalışma ile Türkiye'nin dört bir yanında özellikle ana okulu ve ilköğretim okullarında çok kısa bir sürede yetenekli sporcu adaylarını belirlemeye başladık. Sporcuların fizyolojik yapısına en uygun sporları belirleyip, onların bu branşlarda çok kısa sürede başarılı olmasını sağlayacağız. Yapacağımız ortak çalışmalarla belirlediğimiz olimpiyat sporcularına ilk etapta 700 lira aylık vereceğiz. Başarı katlandıkça sporcunun maaşı 2000 TL'ye kadar çıkabilecek. Ayrıca elde edilecek sonuçlara göre ödül yönetmenliğinden de hatırı sayılır paralar alacak olan sporcu, tamamen kendisini spora kanalize edebileceği gibi, sporun cazibesi de artacak.” dedi.

OLİMPİYAT HAZIRLIK MERKEZLERİ Projenin en önemli ayağının Olimpiyat Sporcu Merkezleri olacağını, Türkiye'yi bu anlamda İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Erzurum olmak üzere 5 bölgeye ayırdıklarını ve bu bölgelerde Olimpik Sporcu Merkezleri kurmaya başladıklarını söyleyen Akgül,” Bunun ilkini Ankara Eryaman'da hayata geçirdik. Bu tesislerde sporcunun her türlü ihtiyacını karşılayacak donanım olacak. Dünya çapında hocalar, Türkiye’ye gelerek dünya standartlarında eğitim verecek sporcuları ve antrenörleri yetiştirecek. Madalya alamadığımız birçok spor branşında şampiyon sporcular yetiştirilecek. Özellikle yüzme, atletizm ve cimnastikte dünyanın en iyi hocalarını getireceğiz. Bu hocalar aynı zamanda Türk antrenörlerini de yetiştirecek. Türk sporcuları da bu merkezlerde haftanın 6 günü günde 5-6 saat idman yapacak. Bu bölgeleri sıkı bir denetlemeye tabi tutarak, geleceğin olimpiyat şampiyonlarının yetişmesi için ortam sağlıyoruz.
Uzman hocalar sürekli olarak her sporcu için performans kriterleri belirleyecek. Başarısız olan sporcuların ilişiği kesilerek, yerine yeni sporcular monte edilecek. Sisteme ayak uyduran sporcu kalıcı olacak. Bu sistemde tembel sporcu ve antrenöre yer yok. Bu proje Türk sporunun kurtuluşudur. “ diyerek projenin büyüklük ve önemini ortaya koydu.
TÜRKİYE’NİN GURURU OLDULAR Akgül, 2009 yılında birçok branşta atılım olduğuna değindi ve Türk sporcuların önemli başarılara imza atarak ülkemizin gurur vesilesi olduklarını söyledi.
30. Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda Türkiye’ye şampiyona tarihinde ilk altın madalyasını kazandıran Alemitu Bekele Degfa, Basketbolda Avrupa Şampiyonlar Tekerlekli Sandalye Kupası'nda 2. kez şampiyon olan Galatasaray Tekerlekli Basketbol Takımı, 20. Dünya Liseler Basketbol Şampiyonası'nda şampiyon olan İstanbul Doğa Koleji, Sırbistan'ın başkenti Belgrad'daki 25. Dünya Üniversiteler Yaz Spor Oyunları'nda atletizmde altın madalya kazanan Nevin Yanıt ve Halil Akkaş, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'deki 2. Dünya Takımlar Şampiyonası'nda şampiyon olan Tekvando Milli Takımı, Berlin'deki 12. Dünya Atletizm Şampiyonası'nda bayanlar uzun atlamada 3. olan Karin Melis Mey, 24. Dünya Gençler Serbest Güreş Şampiyonası'nda şampiyon olan ve dünyanın en iyi genç güreşçisi seçilen Ahmet Peker, Dünya Bedensel Engelliler Okçuluk Şampiyonası'nda altın madalya kazanan Gizem Girişmen ve Mustafa Ak , Zagrep`te 44. Avrupa Karate Şampiyonası`nda şampiyon olan Erkek Kumite Takımı ve Yıldız Aras, ABD Open’da ana tabloda 2.tura çıkan ilk Türk sporcu Marsel İlhan,52. Dünya Büyükler Grekoromen Güreş Şampiyonası'nda şampiyon olan Grekoromen Güreş Milli Takımı ve Selçuk Çebi ile Nazmi Avluca, 20. Avrupa Gençler Grekoromen Güreş Şampiyonası'nda altın madalya kazanan Rıza Kayaalp, 7. Avrupa Bayanlar Boks Şampiyonası'nda altın madalya kazanan Gülsüm Tatar, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'daki Dünya Tekvando Şampiyonası'nda üst üste 3. dünya şampiyonluğuna ulaşan Bahri Tanrıkulu, Güney Kore'deki Dünya Büyükler Halter Şampiyonası'nda altın madalya kazanan Sibel Özkan, Fransa'nın Dinard kentindeki Avrupa Milli Takımlar 3 Bant Bilardo Şampiyonası'nda şampiyon olan Bilardo Milli Takımı ve 2009 Supersport Dünya Şampiyonası'nın Avustralya ayağında birinci olan Kenan Sofuoğlu’nun elde ettiği başarıların, 2009 yılında ön plana çıkan önemli başarılar olduğunu ifade etti.
Polonya'daki 36. Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası'nda şampiyonaya iyi başlayıp ilk 5 maçı kazanmamıza karşın, daha sonraki 3 maçı yitirmemizin başarısızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Yunus Akgül, İtalya’nın Pescara şehrinde yapılan 16.Akdeniz Oyunları’nda, 2012 Londra Olimpiyatları’nı düşünerek çok genç bir kadroyla gitmemize rağmen madalya sıralamasındaki yerimizi korumamızın önemli olduğunu vurguladı. “16.Akdeniz Oyunları’nda genç bir genç bir kadro ile madalya aradık. Toplamda 228 sporcumuz 16. Akdeniz Oyunları’na 25 yaşın altında katıldı. Sporcularımızın %75’i 25 yaşın altında olmasına rağmen iyi bir performans gösterdiler. Güreşte 9 sporcumuz ilk defa milli oldu. Birçok sporcumuz katılacakları dünya şampiyonalarının provasını yaptı. Atıcılık, bocce,tenis,cimnastik gibi bazı branşlarda ise ilk kez madalya alırken, takım sporlarında çok güzel sonuçlar aldık. Başarılarımız çok ses getirdi ve göz doldurdu. Hentbol tarihinde Akdeniz Oyunları’nda ilk defa final oynamamız çok önemliydi. Hentbol Bayan Milli Takımı finali bir sayı farkla kaybedip, gümüş madalya sahibi oldu.” diye konuşan Akgül, buna karşılık, olimpiyatın ana branşları olan yüzme ve cimnastikte varlık gösteremediğimizi , atletizmde kazandığımız 10 madalya ile olimpiyatlarda ümitli olamayacağımızı söylerken “16. Akdeniz Oyunları sayesinde ciddi alt yapımızın olduğu bu branşlarla ilgili önemli sonuçlar çıkardık. Yüz yüze geldiğimiz bu olumsuz tablo ile, teşkilat olarak ivedi ve radikal çözümlere odaklanma kararı aldık.” dedi.
TÜRKİYE, OYUNDAN OYUNA KOŞTU 2009 takviminde büyük organizasyonların ardı ardına geldiğinin altını çizen Yunus Akgül, “16. Akdeniz Oyunları İtalya’da bitmeden, Sırbistan Belgrad’da 2009 Universiade Yaz Oyunları başladı. Universiade’den sonra 18 Temmuz’da Finlandiya’nın Tampere şehrinde 2009 EYOF Olimpik Gençlik Festivali yapıldı. Türkiye’nin bütün bu büyük organizasyonlara neredeyse aynı anda katılıyor olması, tek bir organizasyona aktarılacak gücü organizasyonlar arasında paylaştırma zorunluluğu yarattı. Milli takımlar ve dolayısıyla da başarılar bölündü.
SPORTİF ORGANİZASYON CENNETİ OLDUK 2009 yılı içinde birbirinden başarılı ve birbirinden büyük spor organizasyonlarına imza attıklarını da dile getiren Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül, “2009 yılı, spor organizasyonları olarak Türkiye açısından hayli yoğun bir tempoda yaşandı. 2009 yılı içinde Antalya’da Dünya Liselerarası Futbol Şampiyonası, yine İstanbul’da Liselerarası Dünya Basketbol Şampiyonası, Antalya’da Dünya Eskrim Şampiyonası, Satranç Yaş Grupları Dünya Şampiyonası, Judo’da 23 Yaşaltı Avrupa Şampiyonası’nı düzenledik. İstanbul’da 2009 UEFA Kupası Finali’ni, 13.Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nı; yine İstanbul ve İzmir’de Avrupa Voleybol Erkekler Şampiyonası’nı çok başarılı bir şekilde organize ettik. İstanbul’da, Atıcılık’ta Dünya Kupası finallerinin yanı sıra Dünya Motokros Şampiyonası’na ve Formula 1 Dünya Şampiyonası'na 5. kez ev sahipliği yaparken, 45. Uluslararası Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Tur’u ile dünyanın gözünü yine pedallarla birlikte Türkiye’ye çevirdik. Kastamonu’da Dünya Artistik Bilardo Şampiyonası’na ev sahibi olduk. Yelken’de Avrupa’nın ilk ve tek açık deniz yarışı ‘Europan Pro Tour’ a İstanbul’dan start verdik.Teniste, WTA İstanbul Cup’ı 5.kez organize ederken, ayrıca İstanbul Davis Cup ve İzmir Cup Tenis Turnuvası ile dünyanın ünlü tenisçilerini misafir ettik.Ankara’da 24.Dünya Gençler Güreş Şampiyonası, Erzurum'da Dünya 18 Yaşaltı Gençler Buz Hokeyi Şampiyonası gibi tüm bu spor organizasyonlarından yüzümüzün akıyla çıkmayı başardık ve dünya spor kamuoyundan haklı övgüler aldık.” diye konuştu.
YENİ YILDA DA ADRES YİNE TÜRKİYE 2009 yılında yapılan uluslararası organizasyonlarla Türkiye’nin dünyada hak ettiği övgüyü aldığını belirten Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül, 2010 yılında da aynı hızla ülkemizde büyük çaplı spor organizasyonları düzenleyeceklerini söyledi. 2010 yılında Türkiye’de yapacakları en büyük organizasyonun 16.Dünya Basketbol Şampiyonası olacağını belirten Akgül, bu şampiyonayla birlikte tüm dünyanın gözünün Türkiye’de olacağını söyledi. Ayrıca Okçuluk Dünya Kupası’nın yanı sıra, Halter, Judo, Kürek, Vücut Geliştirme, Ralli dünya şampiyonaları ve dünya kupalarının Türkiye’de yapılacağını dikkat çekti ve “Bu hızımız 2011’de Erzurum’da Üniversite Kış Oyunları ve Trabzon’daki Avrupa Gençlik Oyunları ile zirve yapacak. Nihai hedefimiz ise; 2020 yılında İstanbul’da Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nı düzenlemek olacak” dedi.
TÜRK SPORUNA 1 MİLYAR TL’LİK YATIRIM 2009 yılı içinde Türkiye’de tesisleşmede zirve yapıldığına dikkat çeken Yunus Akgül, üç yıllık bir periyot içinde Türk Sporu’na 1 milyar TL’lik bir yatırım planladıklarını söyledi. “Gerçekleşen yatırımlarımızla Türkiye’nin dört bir yanında temelleri atılmış, inşaatları çöplük ve izbeliğe dönmüş sözde spor yatırımlarının yerinde şimdi “şampiyonlar” yetiştirmeye başladık. Gelişen ve ilerleyen Türk sporuna, dünya ve Avrupa standartlarında tesisler kazandırdık ve kazandırmaya devam ediyoruz. Türk sporunun ihtiyaçlarını göz önünde tutarak başladığımız tesisler, bugün Avrupa ve dünya şampiyonlarına, sair zamanlarda da sporsever yerel halka hizmet veriyor.” dedi. Türkiye’nin ev sahibi olacağı büyük organizasyonlar için yaptıkları yatırımlarla ile ilgili Genel Müdür Akgül,“Dünyanın en önemli ve en prestijli birçok spor organizasyonunu Türkiye'ye almayı başardık. Tesisleşme hamlemizle de, bu sportif başarılarımızı taçlandırdık. Bu dev organizasyonlar için 7/24 bir zamanlamayla tesis inşa ediyoruz. Cumhuriyet tarihinin en büyük tesis seferberliğini başlatan ve birçok tesisi bitirme aşamasına getiren Genel Müdürlüğümüz, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası, 2011 Erzurum Üniversite Kış Oyunları, 2011 Trabzon Avrupa Gençlik Oyunları, 2012 Dünya Yüzme Şampiyonası ve 2012 Dünya Atletizm Şampiyonası gibi organizasyonlar için, uluslararası kuruluşlara taahhüt edilen tesis inşaatı takvimine harfien uyuyor.
Yaklaşık 1 milyar liralık dev bir kaynakla Türk sporunun altyapı sorununu bitirmeyi hedefleyen Genel Müdürlüğümüz, 2011 Erzurum Kış Oyunları için 520 milyon lira, Trabzon 2011 Avrupa Gençlik Oyunları için 220 milyon lira, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası için Spor Toto Teşkilat Başkanlığı aracılığıyla 50 milyon lira bütçe ayırdı. Diğer yandan Türkiye’nin dört bir tarafında yüzlerce tesisimizin yapımı, onarımı ve iyileştirme çalışmaları devam ediyor.Yunus Akgül, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası, 2011 Üniversitelerarası Kış Oyunları ve 2011 Avrupa Gençlik Oyunları'nın hazırlıklarının hızla devam ettiğini belirtirken, üç organizasyonda da zamanlama açısından bir sıkıntı olmadığını söyledi. 28 Ağustos-12 Eylül 2010 tarihleri arasında Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nın, yakın tarihteki en ciddi organizasyon olduğunu belirterek, tüm yoğunluğun bu organizasyona verildiğini kaydetti. Kayseri'deki salonun hazır olduğunu, Uluslararası Basketbol Federasyonları Birliği (FIBA) heyetinin, gerekli denetimleri yaptığını ve herhangi bir sıkıntının bulunmadığını ifade eden Akgül, ''İzmir'deki salonun ufak tefek tadilatlar dışında hazır olduğunu, İstanbul ve Ankara'daki salon inşaatların devam ettiğini ve salonların yetişmesinde hiçbir sıkıntı olmadığını dile getirdi.
TÜRK SPORUNUN BEL KEMİĞİ SPOR TOTO “Bütün bunları yaparken en büyük gücümüz; Türk Sporu’nun doğal sponsoru Spor Toto’dur” diyen Yunus Akgül, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın illegal olarak faaliyet gösteren bahis organizasyonları kanalı ile ülkemizden yurtdışına aktarılan, yıllık yaklaşık 1 Milyar USD tutarındaki mali kaynağı ülke ekonomisine kazandırdığını; çalışanları, iş ortakları, geniş satış ve bayi ağı ile 20.000’i aşkın insanımızın geçim kaynağı durumunda olduğunu söyledi. 2004’den bugüne kadar 6 yılda 396.502.440.20 Milyar TL’yi aşan cirosuyla İddaa, yüzlerce yeni tesisin yapılması, sporumuz ve sporcumuzun daha iyi şartlarda spor yapabilmesi ve hazinemizin önemli bir vergi gelirine sahip olması için çalıştı. Bu çalışma ve gayret sonunda kulüplerimize ödenen isim hakkı bedelleri, toplam naklen yayın bedelleriyle yarışır hale geldi.” diyen Akgül, bu dönemde amatör ve profesyonel binlerce kulübe tesis, malzeme ve isim hakları adıyla maddi destek veren Spor Toto Teşkilatı’nın, Türk sporunun ana sponsoru konumuna geldiğini söyledi.
HEDEF 10 MİLYON LİSANSLI SPORCU Lisanslı sporcu sayısının da ciddi bir oranda arttığını ifade eden Akgül, "Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün özellikle 2003 yılından bu yana yürüttüğü yoğun çalışmalar neticesinde 2001 yılında 350.635 olan lisanslı sporcu sayısı bugün 1.606.531'e ulaştı.
Bu noktadaki çalışmalar sonucunda 2001 yılında 5987 olan tescilli kulüp sayısı, 2009'da 9964 oldu. 2001 yılında 16.481 olan antrenör sayımız 2009 yılında 102.971'e çıktı.
ENGELLİLERE DAHA ÇOK KAYNAK Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül, Avrupa Birliği fonlarının yanı sıra GSGM teşkilatının gelirlerinden Türkiye’de bulunan dört tane engelli federasyona, daha çok pay ayırdıklarını söyledi. Engelli gençlerin hayata küsmemesi için teşkilat olarak ciddi çalışmalar yaptıklarını belirten Akgül, bunun için sporun çok önemli olduğunu vurguladı.
GENÇLİK POLİTİKALARI Tüm Türkiye çapında var olan gençlik merkezlerinde gençleri günün teknolojisinin nimetleriyle donattıklarını ve gençlikle ilgili çok ciddi, yeni projelerinin olduğunu belirten Yunus Akgül, dünyanın değişik ülkelerinde doğmuş, ancak anavatanını görmemiş Türk gençlerini Türkiye’ye getirerek onları buradaki gençlerle entegrasyonunu sağladıklarını; gençleri farklı ülkelere götürerek ve o ülkelerdeki gençleri Türkiye’ye getirerek kültür alış verişinde bulunduklarını söyledi. |