Atatürk`ün yakın koruması Nazım Canca

Baba Nazım Canca çok önemli bir kişidir. Bir kez Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün yakın koruması, kütüphane memuru ve Rusca tercumanı olmuştur. Yalnız Atatürk`ün yakın koruması değil; aynı zamanda İsmet İnönü ve Celal Bayar`ın da yakın korumalığın da bulunmuştur. Kendisi 1908 yılın da Rize Pazarcık`ta doğmuş, 1981 yılında Ankara`da vefat etmiştir.

Atatürk`ün yakın koruması Nazım Canca
A+ A-

Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün yakın koruması  Judocu  Nazım Canca
Biz judo da bir aileyiz. Do felsefesi ile yoğrulmaya çalışarak. Canca ailesi de bu ailenin  bir parçasıdır. Baba Nazım Canca başta olmak üzere oğul Ali  Natık Canca, Namık Canca gibi. Ya da gelinleri Nurdan Canca, Cemile Canca Ön gibi...Baba Nazım Canca çok önemli bir kişidir. Bir kez  Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün yakın koruması, kütüphane memuru ve Rusca tercumanı  olmuştur. Yalnız Atatürk`ün yakın koruması değil; aynı zamanda  İsmet İnönü ve Celal Bayar`ın da yakın korumalığın da bulunmuştur. Kendisi 1908 yılın da  Rize Pazarcık`ta doğmuş, 1981 yılında Ankara`da vefat etmiştir.
 
Atatürk`ün yakın koruması Nazım Canca
Biz Ankaralı judocular olarak en son Selim Sırrı Spor Salonu`nda çalışırdık. Benim salonda bir dolabım ve balalaykam vardı. Hep salona erken gider, balalayka çalardım. Bizım dışımızda bir de Ankara`da özel bir judo salonu vardı. Adı JUDOKAN JUDO SALONU. Bu salon Canca ailesine aitti. Hep birbirimizle müsabakalar bazında rekabet ederdik.  Salonun kurucusu Baba Nazım Canca idi.
 
Atatürk`ün yakın koruması Nazım Canca
Bir gün judo salonuna yine erken gitmiştim. Ansızın içeri Baba Nazım Canca girdi. ``Size geldim`` dedi. Heyecanlanmıştım. 60 lı yaşlarda ,kırçıl saçlariyle, sırım gibi vücuduyla halen yakışıklı idi. Sohbete başladık bana anılarını anlatmaya başladı. Hep Atatürk`ü soruyordum. Anlattıkca anlatıyordu. Antreman başlamıştı, ben antremana girmedim, o hem bizim judocuları seyrediyor, hem de anlatılarına devam ediyordu.
 
Atatürk`ün yakın koruması Nazım Canca
1.Dünya Savaşı`n da Ruslar Rize`yi işgal ederler. Amcası Batum`a kaçar. O da daha sonra amcasını bulmak için maceraperest bir şekilde  amcasının yanına gider. Rusya`da kalarak hem eğitim görür; hem de çalışır. Rusca öğrenir. Garsonluk yapar, sirklerde parande karışımı ilginç bir şeyler yapar. Aşık olduğu bir kız evlenince, Rusya`yı terkeder. Fransa`ya gelir. Paris`te yine sirklerde çalışır, Fransızca öğrenir. Bir sirkin Londra turnesin de o da sirkle beraber Londra`ya gider. İngilizce öğrenir.
 
Gel zaman git zaman Ankara`ya gelir. 3 dil  bildiğinden onu Atatürk`ün karşısına çıkartırlar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk  yanında ki heyettekilere kaç dil bildiklerini sorar.  İstediği yanıtı alamayınca ``Şu çocuk kadar bile değilsiniz`` der. Atatürk yaverinden ,kütüphaneden Rusca ansiklopedi getirmesini ister. Getirince ansiklopediyi açar, parmağı ile bir sözcüğü göstererek ``Bunun anlamı nedir?`` diye ona  sorar. Nazım Canca kızarır, sessiz kalır. Atatürk ``Söylesene çocuk`` der. Nazım Canca utanarak``O,Rusca değil, Gürcüce ``der.
 
Nazım Canca`ya, habire Atatürk`ü anlatmasını istiyordum. Şöyle bir şey anlattı. Bir gün yorulmuş, kütüphane de sızmış kalmıştım. Kütüphane köşkün en üstünde idi. Ben hep orda bulunur, orda yatardım.  Atatürk beni çağırdığın da koşarak merdivenlerden iner ``Buyrun Paşam`` derdim. Kütüphane de sızmış kalmıştı ya, Atatürk yanına gelerek  onu uyandırır. O ayağa kalkarken ,pat diye yere düşer. Biraz sonra Atatürk bir tepsi içinde 2 kahve getirir. Gece saat 4 idi. Kahveler içildikten sonra, Atatürk ``Hadi yatalım, çok yorulduk`` der.
 
Nazım Canca kütüphaneden ve Atatürkten öyle şeyler anlattır dı ki buraya yazmakla sığmaz. Mustafa Suphi`nin, Topal Osman`ın nasıl öldürüldüğünü, Atatürk`ün köşkten nasıl kaçırıldığını bana anlatıp, anlatıp dururdu.
 
Nazım Canca daha sonra Atatürk`ün izni ile Emniyet Teşkilatı`na 6 numaralı sicil ile  polis olarak girer. Emniyet Teşkilatı`ndan ``Polis Müfettişi olarak emekli olur.
 
Nazım Canca 1950 yılında spor çalışmalarına nasıl başladığını anlatırken  ise çok duygulanıyordu. Bir kez yüzüme baktı, baktı.``Senin gözleriGazi Mustafa Kemal Atatürk`ün  gözleri gibi parlak`` dedi.Utancımdan kıpkırmızı olduğumu anımsıyorum. Nazım Canca`nın sporu yakın dövüş, suçluyu nasıl yakalarsın, nasıl kolunu bükersin gibi tekniklerden oluşuyordu. Hocamız Ayhan Sezgi ile judo için özel çalışırdı. Yaşı da zaten ilerlemişti. Ama buna karşın Judo Federasyonu`nun kurulmasında Ayhan Sezgi ile birlikte çok çalışmış,`` Federasyon Asbaşkanı`` bile olmuştur.
 
İstanbul`da judonun ilk kurucularından Halil Yüceses, Ankara`ya gelerek onunla judo için temaslarda bulunmuş, birlikte federasyonun kurulması için mücadele vermişlerdir
 
Sonuçta, Baba Nazım Canca polis müfettişi, oğul   Ali Natık Canca bir çok ilimizin emniyet müdürü, gelin Nurdan Canca bayan olarak annesinden sonra ilk  Yalova emniyet müdürü, Cemile Canca Ön polis judocu, oğul Namık Canca sanatcı judocu olarak, camiamızda eşine ender rastlanan çok saygın bir ailedir. Göçenlere rahmet, kalanlara sağlıklar dileriz
 
Dr.Zihni Papakçı