Atatürk`ün Yakın Koruması Judocu Nazım Canca (2)

Nazım Canca`nın Selim Sırrı Spor Salonu`nda bana anlattıkları yakın tarihin en önemli olaylarını içermektedir. Baba Nazım Canca Rusya`da eğitim görürken, Bolşevik, Menşevik çatışmalarının şahidi olmuştur. Moskova`da Spor Akademisi`ni bitirirken, Lenin`in Troçki`nin Stali`nin oluşturduğu sisteme şahit olmuştur Ve zaman sürecinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk`e de şahit olmuştur.

 Atatürk`ün Yakın Koruması Judocu Nazım Canca (2)
A+ A-

Merhabalar.
 
 Baba Nazım Canca için yazdığım yazı, onun ile sohbetlerim o kadar iyi oldu ki; nerdeyse  yazımı okuyan Dr. Mehmet Çebi gibi, 40 yıl önceki bir çok arkadaşımla buluştum. Ayrıca yanlış bildiğim bilginin gerçeğini öğrendim. Baba Nazım Canca`nın gelini diye tanıdığım Sayın Cemile Canca Ön`ün , gerçekte onun kızı  olduğunu öğrendiğim gibi. Ben Sayın Cemile Hanım`ın Nurdan Canca ablanın kardeşi olarak biliyordum. Bu konuda bağışlanacağımı umuyorum. Baba Nazım Canca`nın Ali Natık Canca, Namık Canca diye iki oğlu ile birlikte, Cemile Canca ve Burçin Canca adlı da iki kızı vardır.
 
Yazım o denli etkin oldu ki, daha da yazmam istendi. Oğlu judodan arkadaşım Namık Canca ile  konuştum. Daha çok gerekli bilgiler alacağım. Judo camiamız için bu konuda kitap yazmam bile öneriliyor.
 Atatürk`ün Yakın Koruması Judocu Nazım Canca (2)
 
Baba Nazım Canca`nın  Selim Sırrı Spor Salonu`nda bana anlattıkları yakın tarihin en önemli olaylarını içermektedir. Baba Nazım Canca Rusya`da eğitim görürken, Bolşevik, Menşevik çatışmalarının şahidi olmuştur. Moskova`da Spor Akademisi`ni bitirirken, Lenin`in Troçki`nin Stali`nin  oluşturduğu sisteme şahit olmuştur  Ve zaman sürecinde  Gazi Mustafa Kemal  Atatürk`e  de şahit olmuştur.
 
Süreç bu ya. Yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk , yine Çankaya Köşkü. Baba Canca,  Atatürk`ün müthiş, hızlı okuma tekniğinin olduğunu bana  söylemişti.  Okurken kitapta önemli cümlelerin altını kırmızı ile, orta önemli cümlelerin altını ise mavi kalemle çizdiğini demişti. Çok okurdu, Okunan kitapların sayfalarının kıvrılmasına ise çok kızdığını anlatımıştı. Uyumadan mutlaka okuduğunu, en çok okuduğu konunun ise tarih olduğunu dile getirmişti. Çok okuduğundan gözleri kızarır ve yaşlanırdı. Bunun için hep yanımda taşıdığım ince tülbentle gözlerini silerdi derdi.
 
 Baba Nazım Canca bana , bir kuş olayını şöyle anlatmiştı: Bir kış gecesi sabaha karşı , karnının acıktığını, kendisine kuru fasülyeli pilav, yoğurt ve meyve hazırlamamı istedi. Ben istediklerini hazırlarken,  Gazi köşkte Kış Bahcesi yerinde kafesin içinde, çok güzel öten kanarya kuşunu seviyordu.  İstediklerini masasına getirdiğim de ise kuş kafesini de masaya getirmemi istedi. Ben de kafesi masasına,  yanı başına koydum. Kuşu severken kafesin kapısını açtı ,ansızın kuş kafesten kaçarak, insan boyunda bir vazonun üstüne kondu. Vazo çok değerliydi. Gazi`ye Çan Kay Şek hediye etmişti. Kuşu yakalamak isterken kuş vazonun içine giriverdi. Çok telaşlandı kuşun nefessiz kalarak öleceğini düşünerek, bana vazoyu hemen kırmamı emretti. Ben vazoyu yatırdım. Elim içeri girmiyordu. Sonunda vazoyu yuvarlamaya başladım kuş dışarı çıktı. Kuşu yakalayarak kafesine koyduk. Çocuklar gibi neşelendi, sevindi. İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk böyle yufka birisidir.
 
ATATÜRK DİNSİZ DEĞİLDİR.
 
 Baba Nazım Canca bana neler anlattı, neler. Bir kış seyahatinde Dolmabahce Sarayı`ndayız. Her zaman olduğu gibi,  yine sofrada 25-30 kişi vardı.Bu kişilerin arasında ayrıca ünlü Yunan filim ve ses sanatcısı Zozo Dalman, yanın da gitaristi ile birlikte  hazır bulunuyordu. Ayrıca bizim saz takımı da yerini almıştı. Saz ekibi hafiften çalarken, biraz sonra Zozo Dalman`ın gitarcısı gitarını eline alınca, saz takımı hemen sustu. Gitarcı gitarını çalmaya başlayınca, Zozo Gabar hem şarkı söylemeye hem de dans etmeye başladı. Gazi bir süre sonra  polisler ile bizim ses sanatcılardan birilerinin getirilmesini emretti. Sonunda polisler hiç kimseyi bulamamışlardı. Atatürk masada bulunan Hafız Yaşar`a bir ezan okumasını emretti. Hafız Yaşar ayağa kalkarak lavobaya doğru yürümeye başladı.
Gazi ``Nereye gidiyorsun?`` dedi
Hafız Yaşar``Abdest almaya Paşam`` diye yanıtladı
Gazi ``Su ile alacaksın.Ya su yoksa ?*diye sordu
Hafız Yaşar`` Toprakla`` diye anlatmak istedi. 
Gazi``Abdestin anlamı nedir ?* `` diye sordu. 
Hafız Yaşar ``Temizlenmek`` diye yanıtlamak istedi.
Gazi i``Hayır. Dinimiz öyle bir din ki insanların içinin ve dışının kesin temiz olmasını yeğ tutmuştur. Abdest iç temizliği için konmuş bir usüldür. Asıl amaç kendini hiç bir usule tatbik etmeden içini temizlemektir. Şimdi düşünerek içini pırıl, pırıl temizle`` der.
Hafız Yaşar gözlerini kapatarak biraz konsantre olur ve başlar ezan okumaya. Ses o kadar etkilidir ki Gazi başlar sessizce ağlamaya. Ben Gazi`nin hemen arkasın da duruyordum. Onun mendil aradığını farkettim. Her zaman yanımda bulundurduğum, adının işlemeli olan mendili verdim . Gözlerini sildi, mendili aldım, onun cebine yeni bir mendil koydum.
 
Masada oturan heyet içinden Kavalalı İsmail Hakkı Bey`` Paşam size dinsiz diyorlar. Ama şimdi gözlerimizle gördük siz ağladınız``
Gazi`` Bana dinsiz diyenler, cahil cühela ayak  takımıdır. Tanrı ile kul arasına kimse giremez. Kaldı ki itikadı olmayan istikbale doğru adım atamaz. İtikadı olmayan bir ulus ise, bir zaman sonra çökmeye mahkumdur`` der
 
Selim Sırrı Spor Salonu`n da antreman bitmişti.  Ben de bu doyumsuz  bu sohbeti  istemiye,  istemiye bitirmek zorunda kalmıştım. Baba Nazım Canca için anılarda daha neler, neler var. Saygılarımla anısı önünde eğiliyorum
 
 
Dr.Zihni Papakçı