6.Gün AMASRA- KASTAMON-CİDE
ZAFERE DOĞRU engelsiz bisikletle Karadeniz Turu 6. günündeyiz
İstikamet: AMASRA- KASTAMON-CİDE. 72 kilometre
Bismillah deyip yokuşların kucağında bulduk kendimizi. Karadeniz otoban çalısması yapan işçilerin şaşkın bakışları ile toz dumanıda bolca yuttuk, uzun bir mesafeyi yokuş yukarı mıcır kaplı yoldan zorlu giderken ver elini Cide diyoruz.
Bugünkü rotamız :
Amasra - Hatipler -Kanatlı - Kapısuyu-Kalafat -Irmakköy - Cide
72 km. Pedal basacağımız yolumuzun en yüksek rakımı 325 metreye ulaşırken ,en yüksek eğim derecesi yüzde 8.7 aynı zamanda deniz seviyesi altında eksi 13ü bulacağız . Hava sıcaklığı ise 29 derece.
Altı gündür birçok kişi ile tanıştık ve konuştuk.Sohbetlerde çoğunluk bizim Samsun veya Trabzona kadar gideceğimiz düşünülmekteydi. Artvin -Hopayı duyunca hem çok şaşırıyorlar hemde çoğu Karadenizlinin buraları bilmediğini, görmediğini anlayınca turumuzun önemi gözümüzde kat kat anlam kazandı. Yokuşlar birbiri ardına geldikçe Karadenizin manzarası değiştiği gibi coğrafi yapısıda değişmeye ve sertleşmeye başladı.
ilk molamızı bir markette su ve nefes molası olarak Çakrazda verdik.
Zafere doğru bisikletli ekibi artık psikolojik ve fiziksel olarak yollar ve doğa ile uyum icine girdiler dağlar, yokuşlar bizim mekanımız deyip Karadenizle bütünleştiler.Bugün onlara Mahşerin beş atlısı yerine mahşerin Karadeniz'in beş pedaşörü ismini verdim. Çakrazdan sonra çift yol teke düştü pedala kuvvet deyip dik yokuşları tırmanarak Küre Milli Parkı'na kadar geldik artık sadece dik yokuş değil, anormal dik ve zikzaklı inişlerde adrenali tavan yapan grubun keyfine diyecek yoktu.
Tertemiz havası ve yeşilin her tonuyla kaynaşıp kuvvet ,güç,azim,kararlılık ,doğa ile mücadele,dayanışma,itaat,saygı,paylaşma,görev bilinci,motivasyon ,grup bütünlüğü ve başarmanın dayanılmaz hafifliğine Küre Dağları'da ilk defa şahit oluyordu.
Karadenizi pedal pedal içimizde hissederken,araç trafiğinin sakin olduğu yollarda Küre dağlarının bir köşesinde Zeki Demir ve eşi Elmas Hanımla kızları Fikriye Hanımla tanışıyoruz . Demir ailesinin muhteşem Kivi,Üzüm ,Altın çilek,organik sebze bahçesini dün TRT gelip cekim yapmış .Bir anda bu harika bahçe icinde güzel bir sohbetin icinde bulduk kendimizi, Karadeniz insanının keskin ve pratik zekasına bir kez daha şahit olduk. Boş kullanılmayan arı kovanlarını nasıl ,Kivi fidan üretme çiftliği haline getirdiklerine şahit olduk. Elmas Hanım ve kızı bizimle hem sohbet ettiler,hemde biber,salatalık ve üzümleri dalından kopartarak,Küre dağlarında soluklanmak için mola veren beş pedalsörün gücüne güç katsın diye torbalara doldurdular. Organik sebze ve meyvelerden aldığımız enerji ile bir yanda Kürenin dayanılmaz yeşili diğer yanda Karadenizin gözümüzü alamadığımız mavisi, yolda ilerlerken kendimi slayt gösterisinde gibi hissettim.
Muhteşem manzaranın biri bitiyor diğeri başlıyordu. Renklerin ahenğinde, Yaradanın yüceliğini içinizde hissedip büyülenmis gibi donup kalıyoruk.
Beş gündür Zafere doğru Tur yazılarımı araba icinde yazıyordum, bugün yeşil ve maviden gözümü alamıyorum. Buralara daha geniş zamanda sakin ve özel gelmek gerek, her yerini keşfetmek hissetmek gerek.
Zamanı anlamadan pedallara basarak ve Karadeniz ile bütünleşerek Kurucaşileye geldik. mendirek ile sığınacak liman haline gelen kasaba tekne yapımında sektör haline gelmiş. Koydaki sahil yolu kaldırımları yeni yapılan teknelerle kaplıydı. Yolumuzun devamında Kapısuyu kasabasında mola vermek için Ali beyin kahvesini bulduk. Kastamonu il sınırında bulunan dağlarla çevrili geniş koyun denizine bakınca cam gibi dibi görünen suyun berraklığndan gözlerimiz kamaştı. Aracımızda bize hediye edilen karpuzlarımızdan birini kesip ,Demir ailesinin organik meyve ve sebzeleri yanında taze sıcacık fırından yeni çıkmış ekmek ve beyaz peyniri tüm ekip nese icinde yedikten sonra dayanamayıp günlerdir inip çıktığımız dağların koynundan çıkıp Karadenizin berrak ve serin sularına bırakıverdik kendimizi.
Karadenizin koynunda pedalşörlerimizi bırakıp MTS yapımın organizasyon ekibi ile Cideye önden gittik. Yolda Çılgın Karadenizin uysal koyu Gideros.Mavi ile yeşilin,tarihle doğanın buluştuğu nokta muhteşemde õte manzarası ile denizcilerin sığınağı , en dayanıklı ve en hızlı kayıkların yapılması için daglarında en sağlam ağaçların yetiştiği Gideros.
Doğanın muhteşemliği karşısında biraz şaşkın,biraz ürkmüş hayranlıkla yolumuza devam ederek virajli inişler sonunda uzun sahili ile Cideye ulaştık. Antik dönemlerde ismi Aigialos Deniz kıyısı anlamına gelen Cide doğadaki tüm renklerin buluşma noktasıdır. kanyonu,mağrası,Şelalesi,koyları ile orkidenin,menekşenin,siklamenin,kardelenin,görkemli meşenin, göknarın, şimşirin,kayının,kelebeğin ,karacanın ,boz ayının ,hamsi,istavrit,barbun,çinakopun,organik sebze ve meyvelerin,altın çilek ve kivinin, kestane ve ceviz helvasının , mantarın , elle basılan sarı yazmanın ve edebiyatımızın koca çınarı Rıfat ILGAZ'ın memleketidir Cide.
MTS Yapım Zafere Doğru organizasyon ekib başkanı Tufan bey ve sosyolog Yiğit bey ile Cide Kaymakam vekili Şenpazar kaymakamı Sn.Ali Sakar ile yaptığımız olumlu görüşmeden sonra trafik ve jandarma trafik araçları bisiklet grubumuzu karşılamaya gittiler. Atatürk anıtı önünde Anadolu ajansından ve Cideı Dergisinden basın mesupları ve halkın yoğun ilgisi ile kalabalık bir basın toplantısı sonunda trafik ekip arabası önderliğinde Cideli bisiklet severlerle birlikte şehir turu yaptıktan sonra Şahin restaurantta aksam yemeğimizi yerken takım elbise giymiş gravatlı gidona asılı bilgisayar cantası ile bir beyin bisikletle geçtiğini, güzel giyimli bir bayanın günden döndüğü kesin anlaşılıordu. yaşlı genc, çocuk kadın bir çok Cidelinin bisiklete bindiğini izledik. Cidenin farklı bir kültüre sahip olduğunu anlıyorduk.
Şahin restaurant sahibi Metin Şahin ve bizi merakla izleyip takip eden bisikletli genclerden Onur Öztürk, Zekai Gökgöz, ve Deniz Şahin ile yaptığımız sohpetten Cidede bisiklet binenin çok olduğunu ,bisiklet grubu olmadıgını ,cogunlukta aynı marka bisiklete binildigini , bisikletin geziden çok sehir içi ulaşım aracı olduğunu ve yaz kış kullanıldığını öğreniyoruz .
Deniz Şahin Cidede bisiklet yollarına ihtiyacımız var,biz bisiklet ile birlikte yaşıyoruz ,yollarımız geniş ama bisiklet yolumuz olursa herkez daha sağlıklı kullanacak, özellikle yazın nüfus artısı çok büyük .Bu nedenle yollarımız olursa bizde bisiklete binerken daha güvenli olacağız dediler.
ZAFERE DOĞRU turumuzun altıncı gününü sahilde,ev ortamındaki Çalım pansiyonda gitar ve ud eşliğinde şarkılar söyleyerek , zafere doğru yeni bir güne,bahçede kırmızı çiçekler acmış sardunyaların bekçiliğinde bisikletimiz bizi beklerken ,ev özlemimizi burada dindirerek uykuya daldık .