|
1992 yılında Ankara’da doğan ve 10 yaşında haltere başlayan Şaziye Okur, bu sıralar Türk Spor kamu oyunun gündemine oturan başarılı bir sporcu...

İsrail’de geçen hafta yapılan Avrupa Yıldızlar Halter Şampiyonası’nda 4 dünya, 5 Avrupa rekoru kırarak 3 altın madalya kazanan Şaziye Okur’un evine misafir olduk...Keçiören’de mütevazı bir apartman katında kirada yaşayan Okur ailesi, şampiyon Şaziye’nin üzerine titriyor.
Baba İsmet Okur işsiz. Zaman zaman inşaatlarda çalışırsa evine ekmek getirebiliyor. Anne Hatun Okur, ise kızının başarısından dolayı gururlu mu gururlu. Ağabeyi Gökhan ise kardeşi gibi halterci. Ancak kulübü Goncasporile problemler olunca, kızmış ve sporu bırakmış. Yeniden haltere dönmek istiyor ama “Goncaspor’da olmaz” diyor...
10 YAŞINDA HALTERLE TANIŞTI
Şaziye Okur ilköğretim dördüncü sınıfa giderken yani 10 yaşındayken bugünkü kulüp başkanı ve antrenörü Ömer Öztürk gelmiş Daniş Tunalı İlköğretim Okulu’na... Hemenz farketmiş Şaziye’yi... 10 yaşında halter ile tanışmış... Şaziye konuyu annesi ve babasına korka korka söylediğinde ise beklemediği bir hoşgörüyle karşılaşmış... Baba İsmet ile anne Hatun Okur, kızlarının hep arkasında olmuşlar destek vermişler... Ne var ki amcalar, dayılar, teyzeler, halalar veryansın etmiş... “Kız çocuğunun ne işi var halterde” diye... Lakin Şaziye ve ailesi kulaklarını tıkamışlar bu seslere.... Ve başarılar ardına ardına gelince, bu defa tüm sülale destek oluvermiş genç şampiyona...
KULÜBÜ İLE PROBLEMLİ
Spora Goncaspor’da başlayan Şaziye Okur, daha sonra kulüp başkanı ve antrenörü Ömer Öztürk ile ters düşmüş. Hatta mahkemelik bile olmuş bu genç yaşta. Lakin mahkemeyi kaybeden taraf Şaziye olunca, kulübünde kalıvermiş mecburen.

Oysa Şaziye Okur, bir başka kulübe gitmek estiyor ancak Öztürk, bonservis konusunda ketum mu ketum. Türkiye Şampiyonaları’na kulübü olmadığı için katılamıyor. Ancak Halter Federasyonu Başkanı Hasan Akkuş ile Konya’dan antrenör Talat Ünlü’nün yakın destekleriyle bu problemleri aşıyor aşmasına ama bir defa gönlü kırılmış Şaziye’nin... Kendisine yardımcı olacak bir kapı arıyor bu sıralar genç sporcu...
GÜNDE 3 SAAT İDMAN
Kulüpsüz ve antrenörsüz kalınca da iş başa düşüyor. Şaziye, Atatürk Spor Salonu’ndaki halter salonunda tek başına idman yapıyor. Günde 3 saat çalışan Şaziye Okur, “tek başıma nasıl aşama yapabilirim ki” diye yakınıyor.

Nurcan Taylan ile aynı kiloda bulunduğunu ve Taylan’ın kendisine çok destek verdiğini ifade eden Şaziye, zaman zaman nasıl çalışması konusunda ablası Nurcan’dan programlar aldığını da belirtiyor.
BABAMA EV ALACAĞIM
Sporda büyük hedeflerinin olduğunu belirten Şaziye Okur, “Daha yaşım genç. İnşallah ciddi bir sakatlık geçirmeden büyüklerde dünya, olimpiyat şampiyonu olmak istiyorum.

En büyük hedefim; 2012 Londra Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmak. Spordan kazandıklarımla da babama bir ev satın alarak onu kiradan kurtarmak istiyorum. En büyük hayalim bu” şeklinde konuşuyor.
ÖDÜLLERİ MERAK EDİYOR
Şimdiye kadar elde ettiği başarılar sonucu 30 milyan para kazandığını ifade eden genç şampiyon, Avrupa Yıldızlar Şampiyonası’ndan sonra kendisine ne kadar ödül verileceğini ise merak ediyor. Şaziye, 4 dünya, 5 Avrupa rekoru kırdığını hatırlatarak, “Umarım alacağım para babama ev almama yeter” diyor.
KENDİ HALİNDE BİR ŞAMPİYON
Zamanın büyük bir kısmına maçlar, kamplar ve seyahatlerde geçirdiğini ifade eden Şaziye Okur, en mutlu olduğu yerin ise odası olduğunu söylüyor.

Eve geldiğinde büyük bir rahatlama içine girdiğini ifade eden Şaziye Okur, saatlerce odasından çıkmıyor. Bilgisayarının başında oyalanan ve dışarı hayatını pek sevmeyen genç şampiyon, sık olmasa da zaman zaman ailesiyle birlikte alışverişe çıkıyor.

EV SEVDİĞİ YEMEK SARMA
Şaziye Okur’un babası İsmet bey işsiz. 6-7 aydır düzenli bir işi olmadığını ve bu durumun kendisini çok üzdüğünü belirten İsmet Okur, kızının başarılarından dolayı büyük gurur duyuyor. Annesi Hatun Okur ise ilk başlarda kızının sık sık kamplarda kalmasına alışamamış. Ancak bu sıralar rahat. Şaziye kamp dönüşü en çok annesinden sarma ve patates yemeği yapmasını istiyor.

Ayrıca baklava da en çok sevdiği tatlı Şaziye’nin. “Hele o fıstık sarması yok mu” dediğinde yüzünde sanki güller açıyor... Şaziye için olmazsa olmaz bir sevda da Fenerbahçe tabii... “Fenerbahçe adına yarışmak için neler vermezdim ki” diyerek sarı-lacivert forma aşkının kendisi için çok büyük bir anlam taşıdığını da dile getirmeden edemiyor... |