UYUŞTURUCU BAĞIMILIĞI
Dr. Nuhi  HEKİMOĞLU

Dr. Nuhi HEKİMOĞLU

Dr. Nuhi HEKİMOĞLU

UYUŞTURUCU BAĞIMILIĞI

17 Aralık 2018 - 18:49

                                           

            Uyuşturucu bağımlılığı asrımızın büyük bir problemidir. Yapılan istatistikler sadece buz dağının görünen kısmıdır. Zira kayıtlara geçmemiş bağımlı sayısı bilinen sayının çok üstündedir. Türkiye’de 1990 yılında yaklaşık 381.200 kişi madde kullanır iken,2016 yılında bu sayı 664.906 kişiye ulaşmıştır. Birleşmiş milletlerin araştırma raporuna göre 2016 yılında dünya da 29 milyon olan uyuşturucu bağımlılığı sayısı,2017’de 29.5 milyona ulaşmıştır.Yine bu rapora göre 250 milyon insan hayatında bir kere uyuşturucu denemiş.Avrupa uyuşturucu ve uyuşturucu bağımlılığını izleme merkezi’nin  (EMCDDA) raporuna göre 1990’lardan itibaren uyuşturucu kullanımı dramatik bir artış göstermiştir.Günümüzde tüm Avrupalı yetişkinlerin nerdeyse dörtte birinin en az bir kez uyuşturucu kullandığı belirtiliyor.15-39 yaşındaki Avrupalılar arasındaki tüm ölümlerin yüzde 4’ünden uyuşturucu kaynaklı ölümler sorumludur.

           Türkiye coğrafi olarak, üretim bölgeleri ile tüketim bölgelerinin arasında olup yasa dışı uyuşturucu ticareti açısından en önemli transit yol olarak adlandırılan ‘’BALKAN ROTASI’’üzerinde bulunmaktadır. Hepatit C  Türkiye’de madde kullananlar arasında en yaygın olan hastalıktır.  çalışmalar madde kullanan her 10 kişiden 4’ünün HCV ( Hepatit C virüsü ) pozitif olduğu görülmüştür.2010 ile 2016 yılları arasında devletin madde bağımlılığını engelleme ile ilgili harcadığı kaynak miktarı yıllar içerisinde artış göstermiştir.2010’da yaklaşık 550 milyon TL iken 2016 ‘da 710 milyon TL’ye yaklaşmıştır.

        Uyuşturucuyu denemiş her kişi bağımlı değildir. Bilimsel araştırmalar bazı kişilerin bağımlılığa yatkın olduğunu göstermiştir. Her hangi bir nedenle anormal gene sahip olan bireyler anormal protein üretir.Bu da anormal enzim ve anormal reseptör oluşmasına neden olur.Oluşan anormal enzim ve reseptörler beynin zevk ve ödül yollarının NÖROTRANSMİTTER’lerinde (Merkezi Sinir Sistemi hücreleri arasındaki taşıyıcılar) düzensizliğe neden olur.Bu da madde kullanımı konusunda kontrol kaybına zemin hazırlar.Dolaysı ile genetik yatkınlığı olan birinin madde kullanımı bağımlılığa giden süreci ateşler.Fakat günümüzün teknolojisi ile genetik yatkınlığı tespit etmeye yetersizdir.

        Araştırmacılar 1980’li yıllarda yiyeceklerin, seksin ve uyuşturucuların NÜKLEÜS  ACCUMBENS gibi beynin belirli bölgelerinde DOPAMİN salgılanmasına sebep olduklarını gösterdiler.Bağımlılık yapan bütün uyuşturucular,beyinde DOPAMİN taşkınlığını tetikler.Bu da daha fazla uyuşturucu için şiddetli bir istek duymamıza sebep olur.Zamanla bu maddelere karşı tolerans ( yani aynı etkiye sahip olmak için dozu arttırma ) gelişiyor.İşte en büyük tehlike burada başlıyor.

      Moraliniz bozuksa ya da çok üzgünseniz vücudunuzun dopamine ihtiyacı vardır.Bu hormon motivasyon açısından çok önemlidir. Dopamin beyinde sinir hücreleri arası iletişiminde görevlidir. Beyindeki HAZ ALMA duygusundan bu hormon sorumludur.Mutluluk hormonu olarak da bilinen bu kimyasal hareket etme,öğrenme,konsantrasyon sağlama gibi günlük hayatta önemli işlemlerin gerekleştirilmesinde büyük bir rol almaktadır.

       Kişinin bağımlı olmasında genetik yatkınlıktan başka daha bir çok etken vardır.Kişilik problemleri,aile sorunları,gündelik sorunlardan uzaklaşmak,arkadaş çevresinde özentilik gibi nedenler ön plana çıkmaktadır.Gençlerde ESRAR gibi bitkisel maddelerin,bağımlılık yapmayacağına dair bir inanış vardır.Bir kereden bir şey olmaz denir.Bu büyük bir yanılgıdır.Bağımlı kişi uyuşturucuyu bulamadığında YOKSUNLUK SENDROMU başlar.Sigara,alkol ve madde bağımlılığı konusunda yapılan araştırmalarda Endorfin, Dopamin, Serotonin, GABA, epinefrin gibi maddeler ön plana çıkmaktadır.

Endorfin, çok güçlü bir ağrı kesici ve haz duygusu oluşturan bir maddedir.Uyuşturucu yolu ile alınan Endorfin’den dolayı vücut kendi Endorfinini üretemez hale gelir. Ayrıca alınan uyuşturucular fazla dopamin salgılanmasına neden olur.Bu durum vücut için çok zararlıdır.Bu yüzden kendini korumak için vücut dopamin salgılanmasını durdurur. Kişinin alkol aldığı ertesi günü daha kötü hissetmesinin sebebi budur.Böylece kişi kendisinde başlayan yoksunluk belirtilerini önlemek ve aynı hazzı yeniden yaşamak  için dışarıdan endorfin alma ihtiyacını hisseder. Bu ihtiyaç tolerans nedeniyle gittikçe artacaktır.

Uyuşturucu alan kişi özgürlüğünü kaybetmiştir, zira bağımlıdır.kendine olan güven kaybı vardır.İdeallerini kaybeder.Kendini kontrol etme yeteneğini kaybeder.İdealler ve insani ilkeleri yok olmaya başlar.Bağımlı kişi ilk önce parasını yitirir.Bu yüzden hırsızlık fuhuş başlar.En önemlisi de narkotik ata sözü olan ‘’  "HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICI ADAYIDIR!".

UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI : Vücudun hemen her yerine zarar verir.        Bağışıklık sistemini zayıflattığı  için vücut virüslere karşı koyamaz hale gelir. İğne ile alındığında kan damarlarında ve kalp kapakçığında enfeksiyonlara neden olabilir.Kalp krizi geçirme riski oldukça yüksektir.Karaciğer daha fazla çalışmak zorunda olduğu için zamanla hasar ve yetersizlik görülür. Zira uyuşturucular karaciğerde metabolize olur ve böbreklerden atılırlar.Böylece sürekli kullananlarda her ikisinde de yetersizlik başlar.Gece körlüğü,fazla ışıktan rahatsız olma,zamanla göz sinirlerinin tahribatı sonucu kalıcı körlük gelişir.Sindirim ve solunum sistemi rahatsızlıkları başlar.sürekli yaşanan zihinsel karışıklık nöbet,felç ve kalıcı beyin hasarlarına neden olur.Hafıza,dikkat,karar verme yetisini zamanla kaybettirir.Beyine olan etkileri de çok zararlıdır.uyuşturucu kullananlarda beyin kimyası tamamen değişmektedir.daha ilk kez kullansa bile çok ağır sonuçlara neden olabilmektedir.Kişisel bozukluklara yol açar.Kişinin iradesini kaybetmesine,istem dışı harekelerde bulunmasına neden olur.Bunlar,PARANOYA,SALDIRGANLIK,HALÜSİNASYONLAR,KARAR VEREMEME,KONTROL KAYBI olarak görülür. 

  Bunun toplumsal olarak zararları da vardır. Uyuşturucu kullanmak aile huzurunu sosyal ve iş hayatını olumsuz etkiler.İçki ve uyuşturucu kullanan kişiler,çevresine zarar verir.Aile içi huzursuzluklara  neden olur.davranışlarını kontrol edemediğinden başkalarına  zarar verici davranışlar sergiler.     

Uyuşturucu maddelerinin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur.Herkes bağımlı olabilir.

         TEDAVİ :Mutlaka profösyonel  yaklaşım gerekir. Bağımlılık bazı durumlarda tedavi edilebilir. Tedavi seçenekleri arasında TERAPİLER vardır.Bu terapiler kişinin uyuşturucu kullandığını kabullenmesi ve bunu bırakması için yapılır.Bir yandan da tekrar kullanmasının önüne geçilmeye çalışılır.Medikal tedavi ile de yoksunluk belirtilerinin ortaya  çıkması önlenir.fakat bunlar bile kesin çözüm değildir. BU SEBEPLE BAĞIMLILIĞI TEDAVİ ETMEK YERİNE ÖNLEMEK DAHA ETKİLİ ÇÖZÜMDÜR.                                                          

 Dr. NUHİ HEKİMOĞLU                                            

Bu yazı 405 defa okunmuştur .

YORUMLAR

Son Yazılar