A+ A-

JUDO’DA HÜSRAN VE İNSAN FAKTÖRÜ


Türk judosu yıllardır beklenen atılımı yapamadı.
Federasyon başkanlığı seçim sisteminin getirdiği yapısal bozukluklar , politik müdahaleler, liyakatsiz kişileri kayırma, menfaat gruplarının baskıları,
Federasyon başkanlarının kendilerine yapılan politik baskıları tolere edecek donanımda olmamaları , bazı kurumların ve kişilerin tesiri ve kontrolünde olmaları,
tüm olumsuzlukların çoğalmasına sebep oldu ve netice olarak  yönetimsel hatalar zinciri oluştu ve bu günlere gelindi.

Ülkemiz ,motor özelliklerden ve genetik faktörlerden ötürü, judo alt yapı potansiyeli yüksek bir ülkedir. 
Bilhassa yetenek seçimleri ve sportif yönlendirmeyle ilgili bilimsel çalışmaların yapılmış olmaları ,yaş gurupları ve branş standartlarının oluşturulmasına ,bu normların ve temel eğitim çalışmalarının bilimsel araştırma eserlerinin yayınlanmasına ,ülkemizdeki birçok üniversiteye judo bölümlerinin açılmasına rağmen bu avantajlar malum sebeplerden ötürü ülke judosunun gelişmesi için kullanılamadı .
Yıllardır kendi tarzımızı, stilimizi  ve ekolümüzü oluşturamadık. Böylece sistemsizliğin eksikliği ortaya çıkmış oldu.

Bunların hepsi insan faktörünün ürünüdür.
Kıskançlık,ego, menfaat birlikteliği ,politik yaklaşımlar yıllar geçmesine rağmen halledilemeyen unsurlar oldu.
Judoya çeşitli kulvarlarda hizmet etmek isteyenler de yukarıdaki sebeplerden ötürü sabote edildiler ve hizmetten soğutuldular .Başarılı olan kulüplere organize olarak,politik, kurumsal ve kişisel yaptırımlar uygulandı.

Diğer yazımızda bahsetmiştik,Dünya’da Kosova gibi iki milyon  nüfusu olmayan bir ülke Rio’da bir olimpiyat şampiyonluğu, Tokyo’da ise iki olimpiyat şampiyonluğu çıkartı.

Olması gerekenler yapılırsa başarı geliyor,Kosova gibi.
Türkiye judoda başarı ivmesini 1971 Akdeniz Oyunlarında efsane takımla yakalamış ,beş siklette de beş madalya almış ,kendi ekolümüzü inşa etmişti ama yukarıdaki sebeplerden ötürü bu piramit yıkıldı,aradan yarım asır ,50 yıl geçmesine rağmen değişen bir şey yok,bazı istisnai başarılar hariç.

Bu efsane takımın judokası,ağabeyi, hocası Namık Ekin,diğer takım arkadaşlarım
Süheyl Yeşilnur, Kamil Korucu ve M.Ali Berber’e selam ve sevgilerimi sunuyorum,rahmetli federasyon başkanımız Cihat Uskan’ı minnetle anıyorum.
Herkese sağlıklar diliyorum.

Not: Judonun tarihsel yönetim ve performans analizi ,Galatasaray Spor kulübünün judo şube başarısını ve ülkemizdeki  Belediye judo kulüplerinin
hizmet düzeylerini yazacağım.

Dr.Öğ.Üy.Ali Demir

Tüm Makalelerini Göster